1. Ana Sayfa
  2. Yazarlardan
  3. Manevi İdman ; Nefs Tezkiyesi
Trendlerdeki Yazı

Manevi İdman ; Nefs Tezkiyesi

Coral Plant Classy Vintage Typefaces Simple Presentation
2

Nefs, Allah’ın insandaki en büyük rububiyyet tecellisidir. Kişi nefsiyle, var olduğunun farkına varır. Bilimin ‘Frantal Lob’ dediği nefs, insanın insanca yaşamasını sağlayan özdür. İnsanı bir bilgisayara benzetirsek Nefs, o bilgisayarı kullanılabilir kılan işletim sistemidir. Rabbimiz, ayeti kerimede nefsi yarattıktan sonra düzene koyduğunu, ona iyiyi ve kötüyü işleme kabiliyeti verdiğini bildirmekte, ardından nefsini arındıranların kurtuluşa, arzularıyla baş başa bırakanların ise ziyana uğrayacağını haber vermektedir. İnsanın yaratılıştan gelen mizacını bir kenara koyarsak yaşamı boyunca edindiği iyi ve kötü huyları eğitilebilir, değiştirilebilir. Yine her eylemini bilinçli yapamayan insan gayri ihtiyari alışkanlıklar edinebilir. Bu yüzden nefsi, devamlı güncellemek, virüs taramasından geçirmek gerekiyor. Nefs toprağındaki zararlı otları ayıklamalıyız ki iyi huy ve alışkanlıklar neşv-ü nema bulsun. Nefis tezkiyesi özetle, benliğe şuursuz gelen uğursuz misafirleri kapı dışarı etme çabasıdır. Nefs kendini hür ve serbest ister. Keyif düşkünü, nemelazımcı ve tembeldir. Kişiyi herhangi bir ölçü olmaksızın haz duyduğu şeylere yöneltir. Çalışmak istemez, meşakkat çekmek istemez, yapmadıklarıyla övünmek ister, işe-okula gitmek istemez, her şey hazır olsun ister, ‘başkası çalışsın ben yiyim’ der. Az iş çok netice ister. Kendi haline bırakılmış böyle bir nefis, insana pişmanlık ve hüsranlıktan başka bir şey getirmez. İmtihan yolculuğunda periyodik bakımı yapılmamış nefs, insanı yarı yolda bırakır.
Nefs tezkiyesinin ilk adımı ilimdir. Kul, içkinin zararlı, dürüstlüğü iyi, namaz kılmanın faydalı, gıybetin çirkin bir şey olduğunu bilinmeli ki nefsini terbiye etme ihtiyacı hissetsin. İkinci adım ise genelde insanların ayaklarının kaydığı irade adımıdır. İlmi ahlaka yansıtamamanın nedeni irade zayıflığıdır. İrade, hedeflenen şeyleri devamlı zihne telkin ederek, usanmadan sürekli yapmaya çalışarak güçlendirilebilir. Terbiye ‘ikrar, tekrar ve ısrar’la olur. Bedenle bir bütün olan nefs, her türlü sufli arzularını beden üzerinden gerçekleştirmek ister. Ölçülü ve bilinçli yapılan spor yada başka hareketli meşgalelerle kontrol altına alınmayıp hantallaşan beden, Nefs için kullanılmaya müsait bir alet haline gelir. Zinde bir beden, içki, alkol, sigara, uyuşturucu gibi zararlı alışkanlıklara tamah etmez, şehevi dürtülerini dizginleme melekesi elde eder. Özellikle çok yemek, çok uyumak gibi ihtiyacından fazla yönelişler bedende rehavet ve miskinlik meydana getirmektedir. Sağlam bir iradenin ön koşulu sağlam bir bedene sahip olmaktan geçer. Muhakkak namaz, insanı çirkin işlerden ve kötülükten alıkoyar ayeti nefis terbiyesindeki ilim, bilinç, beden birlikteliğinin güzel bir örneğidir. Namaz, zikir yönüyle kulda Allah’ı hatırda tutma, dünyevi işlerden soyutlanma yönüyle odaklanma ve huşu elde etme, belli vakitlerde kılınması yönüyle gafleti dağıtma ve zamanı kontrol etme, her şart ve durumda kılınması yönüyle itaatkarlık kazandırıp uyuşukluğu def etme, abdest gerektirmesi ve hareketli olması yönüyle de bedeni zinde tutma işlevlerine sahiptir. Terbiye yasası gereği bu hissiyatla namaz kılan bir kişi tembel olamaz, lakayt kalamaz, gayri ahlakı davranamaz. Nefis tezkiyesinde keyfiyet önemlidir. Şuursuz, zoraki ve alelade yapılan hareketler, ibadet olamayacağı gibi bıkkınlığa neden olduğundan nefse verilen bir kozdur. Nefis yaptıkları karşısında netice görmek ister. Bu ilerleme nefse gösterilmeli, meşru ve makul şekilde istediği ona verilmelidir. Nefsinizin izin üzerinizde hakkı var diyen Efendimiz, bu hususa dikkat çekmiştir. Nefsi, ihtiyaçlarından tamamen mahrum etmek, nefsi tezkiye etmez, bilakis azgınlaştırır. Nefs bir ateş gibidir, kontrol edilmediği zaman zararlı bir afete dönüşür, kontrol edildiğinde ise hayatı kolaylaştıran faydalı bir metaa dönüşür. Nefs şeytandan daha çetindir. Şeytan açık düşmandır ve terbiye edilmez. Nefs, mahza düşman değildir ama her an dürtüleri tahrik etme ihtimali vardır. Nereden saldıracağı belli olmayan nefsi arzularla ve tahriklerle mücadele etmek, görünür bir orduyla mücadele etmekten daha zordur. Bu nedenle nefisle mücadele, büyük cihattır. Nefs ‘benim memurum işini bilir’ mantığıyla hareket eder. ‘Ama herkes öyle yapıyor, dürüst olmayanlar da başarılı, gayri ahlaki davrananlar da mutlu, meşru işler yapmayanlar daha rahat yaşıyorlar’ gibi telkinlerle kendine bir dayanak bulmaya çalışır. Allah’ın hiçbir şeyi gözden kaçırmayacağını unutarak kalabalığa uymakla karambole gideceğini sanır. Namuslu olmanın emin ve haklı huzurunu yaşayamaz. Kişiyi, yakalanma korkusuyla çaldığı malın tadını alamayan hırsız gibi yaşamaya mahkum eder. Namusluluk, vicdanıyla baş başa kaldığında kendine utandırıcı bir cevabın olmamasıdır. Kafirlerin refah içinde diyar diyar gezmeleri seni aldatmasın. (onların bu refahı) az bir yararlanmadır. Sonra onları gideceği yer cehennemdir. ayeti nefse bir ihtar mahiyetindedir. İyi-kötü her şey ilk adımla başlıyor. Kumar masalarında, meyhane köşelerinde, kaldırım üstlerinde ömür tüketen bağımlılar hep ilk adım kurbanıdır. Bir kereden bir şey olmaz mantığı, insanı geri dönülmesi zor bir yola sokuyor. Bağımlılık artık bir irade zafiyeti sorunu olmaktan çıkıyor hastalık haline geliyor. Girmek istemese bile çamurun yanında dolaşan kirleniyor. Bağımlılıktan kurtulmak, soğuk demiri dökmek gibi. Zor ve meşakkatli. Daha beden ve beyin o raddeye getirmeden nefse acil müdahale edilmesi, beton donmadan şekil verilmesi gereklidir. Kötülüğü bidayetinde önlemek vukuundan sonraki tesirini yok etmekten daha evladır. Nefse, dini nasihatlerle koruyucu manevi hekimlik uygulanmalıdır. Uzun süre ihmal edilen nefis, zapt edilemeyen bir azgına dönüşebilir. İyilik süngeri kötülüğü temizlemek için birebir. Efendimiz, Bir kötülüğün ardından iyilik yap ki onu temizlesin buyuruyor. Nefiste, kendini temize çıkarıp aklama, suçu başkalarına yükleme yada kendine bir pay çıkarma eğilimi vardır. Yıllarca zindanda kaldıktan sonra kendisine atılan iftira ortaya çıkmasına rağmen Ben nefsimi temize çıkarmıyorum, nefis kötülüğü emreder diyen Yusuf peygamber, nefsini eli boş gönderiyor. Yapılan gaza ve fetihlerle hükmettiği toprakların genişlediği, ganimetlerin oluk oluk aktığı, dönemin büyük Rum ve Pers imparatorlukları heyetlerinin günaşırı geldiği bir dönemde Ömer’in nefsi bir pay istiyor. Minbere çıkan Hz. Ömer ‘Ey müminler ben bir zamanlar mahzunoğullarından teyzelerimin koyunlarını hurma karşılığı güderdim. Allah beni aziz kıldı ve sizin başınıza idareci yaptı’ der. Neden kendini küçük düşürdüğünü soranlara ‘Ben kendini küçük düşürmedim, nefsim bir paye almak istiyordu. Ona haddini bildirdim’ cevabını verir. Koca halife eline aldığı su testisiyle yaşlı insanlara su taşımaya gider.
Modern çağ, insanlara özgürlük adı altında nefsani arzuları tahrik eden bir yaşam sunuyor. İçinden geldiği gibi yaşa, kimseye hesap verme, ne istiyorsan onu yap, hayallerinin peşinden git vb. sloganlarla kitleler sınırsızlığa, doyumsuzluğa ve bencilliğe yönlendiriliyor. Böyle bir yaşam nefis için, ateşe odun atma gibidir. Neticede maneviyatı ölmüş, sosyal düzeni bozulmuş bir dünya ortaya çıkıyor. Nefis terbiyesi, çözümü yapılmadan cevabı yazılan soru gibi olmamalıdır. Nasıl terbiye edileceği üzerinde durulmalıdır. Somut tavsiyeler: Erken kalk, az ye, çok uyuma, çok konuşma, dinle, her gün az yada çok kuran oku (manasını), namazı huşuyla kıl, kendine günde 5 dk dahi olsa vakit ayır, bildiklerini ve okuduklarını yazarak veya anlatarak paylaş, aynı anda iki iş yapma, bir işi bitirmeden diğerine geçme, meşguliyetsiz olma, dost edinmek için cömert ol, acele etme
Hasan EFİLOĞLU / Sakarya İl Vaizi

Yorum Yap

Yorum Yap