1. Ana Sayfa
  2. Trentteki Yazılar
  3. Köyümüze Baş Belası Bir İmam Gedli!

Köyümüze Baş Belası Bir İmam Gedli!

Köyümüze Baş belası Bir İmam Geldi! (2)

HER KÖYE LAZIM

17 yaşında İmam-Hatip Lisesi mezunu olan bir genç, mahkeme kararıyla (kazay-ı rüşd’unu ispat ederek) Batı Karadeniz illerinden birinde bulunan bir dağ köyüne İMAM olarak ATANIR.
Köy ağırlıklı olarak kendilerini “Alevi” diye tanımlayan vatandaşlardan oluşmaktadır…
Köyde müstakil bir CAMİ yoktur. Sadece CAMİ olarak yapılmış yığma kütükten mamül bir bina vardır. O da HARABE haldedir…

GENÇ İMAM hemen işe koyulur, CAMİYİ bir
güzel TEMİZLER ve 5 vakit EZAN okumaya başlar.. Ancak maalesef CAMİYE halktan gelen giden yoktur.
GENÇ İMAM bu duruma çok üzülür ve bir çare düşünür. MUHTARLA GÖRÜŞÜR, köylü ile bir toplantı yapmak istediğini söyler…

Muhtar pek de razı olmaz. “Yav hoca, ne işin var ki halk ile.? EZANINI OKU SEN, YETER!” der…
Ama İMAM ısrarlıdır ve bir şekilde HALKI toplar.
Önce kendini tanıtır:
“Ben köyünüze İMAM olarak tayin edildim. Geleli 15 gün oldu. Yarın şehire inip müftülüğe gideceğim. Bana köyünüz hakkında sorular sorulacak. Ben de gördüklerimi anlatacağım haliyle. Ama sizlere sormadan gitmeyeyim istedim.” der. Ordan biri söz alır ve sorar:

“Hoca, ne diyeceksin köyümüz hakkında?”
GENÇ İMAM:
“Sizler bir kaç soru sormama izin verir misiniz?” deyince kalabalıktan bir uğultu şeklinde:
“Sor bakalım ne soracaksan!”
-Siz Allah’a inanıyor ve O’nu seviyor musunuz?
-O da ne demek? Tabii ki.
-Ben de Allah’a inanıyorum ve O’nu seviyorum. Siz Hz. Muhammed s.a.s seviyor musunuz?
-Elbette severiz…
-Peki siz Hz. Ali’yi kv de seviyor musunuz?
-Elbette seviyoruz.
-Peki… Vallahi ben de Allah’ı, Hz. Muhammed ve Hz. Ali’yi çok seviyorum. Yani sizinle benim aramda bir fark yok…

Muhtar söze karışır:
-Hoca sen ne demek istiyorsun? Bu sözlerinin anlamı nedir?
Genç imam:
-Ben yarın müftülüğe gidince diyecektim ki: “Ben filan köyün imamıyım.. İmam ise Müslüman köyüne verilir. Siz beni yanlış yere göndermişsiniz.” Ama şimdi gördüm ki sizler de çok şükür Müslümansınız. Buna çok sevindim.
GENÇ İMAM, CEMAATİN dikkatini çekmeyi başarmış ve MESAJINI onlara ulaştırmıştı…
Onlara:
-Sizlerden bir ricam olacak, dedi.
-Söyle hoca, bakalım ne istiyorsun?
-Bu köye MİNARELİ bir CAMİ lazım. Hemen bir arsa tesbit edip cami yapılmasını istiyorum,der.
Sabahleyin köylüler büyük bir heyecanla toplanırlar, bir arsa tesbit edilir ve hiç vakit kaybetmeden inşaata başlanır…

6 Ay Sonra Diyanet İş.Başkanlığı, o dönemlerde atıl olan, cemaatsiz camilerin kadrosunu alıp daha verimli yerlere kaydırıyordu…
Bu manada o köydeki durumu da yerinde tesbit etmek üzere bir MÜFETTİŞ görevlendirilir.
Müfettiş köye gider. Yolu da pek iyi olmadığı için bir miktar da yürümesi gerekir…

Arabadan iner, köyün adını sorar, gösterirler.
Fakat müfettiş köye girince şaşkınlık içinde kalır, yanlış köye geldiğini düşünür. Çünkü köyün ortasında kocaman bir minare vardır. Halbuki “Burada CAMİ YOKTUR, CEMAATİ hiç yoktur. KADRO atıl durumda.” diye rapor edilmiştir…
Derken yaşlı bir amca görür, önündeki iki ineği otlatmaktadır. Müfettiş yaşlı amcaya selam verir, köyün adını sorar. Ama ad doğrudur…
“Amca, der, ben Diyanet müfettişiyim.
Burada cami yoktur, cemaat de yoktur, kadro atıldır, denildi. Onu almaya geldim. Ama cami varmış.” Yaşlı adam cevap verir:
“Müfettiş bey, bu köy o köydür. 6 ay öncesine kadar da söylediklerinin tamamı doğruydu.. Ancak bize İMAM diye BAŞ BELASI bir çocuğu gönderdiler. O da bize altı ayda bu CAMİYİ yaptırtı. Şimdi de HERKESE KUR’AN öğretmeye başladı!”

İman ve azim varsa, çözüm de çare de vardır.

(Bu olay aynen vaki olmuştur. 1980’li yılların sonunda DİYANET DERGİSİNDE genişçe anlatılmıştır. Nakledenlere teşekkür ederiz.)

Yorum Yap

Yorum Yap