Hazreti Musa (s.a.s.) zamanında bir ara kuraklık vuku bulmuş, millet susuzluktan çıkıntıya düşmüştü, inananlar Hz. Musa ile beraber yağmur duasına çıktılar. Kaç gün devam ettilerse yağmur yağmıyor, yani Cenab-ı Hak onların duasını” kabul etmiyordu. Hz. Musa Aleyhisselâm Tur-i Sina’ya çıkarak:

— Ya Rabbi, duamız kabul olunmadı. Bize yağmur vermedin. Bir günahımız mı var acaba? diye niyazda bulunduğu zaman, Hak Teâlâ Hazretleri:

— Ya Musa!, aranızda nemmam, (yani lâf götürüp getiren) biri var buyurdular.

Bu sefer Hz. Musa:

— Ya Rabbi! Sana malûm, onu bana bildir de aramızdan çıkaralım ki duamız kabul olsun, dediğinde, Hak Teâlâ Musa Aleyhisselâm’a hitaben:

— Ya Musa! O nemmamın kim olduğunu sana bildireyim de, bende mi nemmam olayım?, buyurdular.

Hazreti Musa bunun üzerine, eshabına gelerek meseleyi anlattı. Tevbe, istiğfar etmelerini, dualarının kabul olunması için, o nemmam-dan söz aldıktan sonra tekrar yağmur duasına çıktılar. Ya kötü kişi yağmur, duasına gelmemişti, yahut tevbe istiğfar etmişti ki. Cenab-ı Allah dualarını kabul edip, rahmet-i ilâhisini ihsan etti, yağmur verdi.