1. Ana Sayfa
  2. Diğer
  3. Fıkıh Terimleri Kısa Öz Açıklaması
Trendlerdeki Yazı

Fıkıh Terimleri Kısa Öz Açıklaması

Fıkıh Terimleri Kısa Öz açıklamasıyla Sizlere Sunduk.


FIKIH TERİMLERİ

Ahkâm-ı şer‘îyye: Şer‘î hükümler
 
Ahkâm-ı ilâhiye: İlâhî hükümler
 
Ahkâm-ı fer‘iyye: Amelî hükümler
 
Ehliyyetü’l-hitâb: İnsanın dinin davetini anlayacak konum ve kıvamda olması.
 
İstibrâ: Küçük abdest temizliği.
 
İstincâ: Büyük abdest temizliği.
 
Mazmaza: Ağzı su ile çalkalamak (gargara yapmak)
 
İstinşak: Burnu su ile temizlemek.
 
Delk: Ovmak (uzuvları su ile ovmak)
 
Büyük hades: Gusülle giderilebilen “cünüplük (cenâbet), hayız ve nifas” gibi hükmî kirlilikler.
 
Küçük hades: Abdestle giderilebilen hükmî kirlilik.
 
Büyük hükmî temizlik: Gusül
 
Küçük hükmî temizlik: Abdest
 
Necaset: Maddî kirlilik
 
Hades: Hükmî kirlilik
 
Necâsetten tahâret: Görünür kir ve pisliklerin giderilmesi.
 
Hadesten tahâret: Abdestsizlik halinin giderilmesi.
 
Necâset-i galîza: Ağır pislik . Tavuk, kaz gibi kümes hayvanlarının dışkıları.
 
Necâset-i hafîfe: Hafif pislik. Sığır, koyun, geyik gibi dört ayaklı hayvanlarınki ve At, eşek ve katırın idrar ve dışkısı ile havada pislemeleri sebebiyle sakınılması zor olduğu için, atmaca, kartal, güvercin gibi kuşların dışkıları, hafif
 
pislik grubundadır.
 
Bedel, Halef : Mest ve sargı üzerine mesh’in yıkama yerine geçmesi.
 
Hades-i asgar : Abdest almayı gerektiren küçük kirlilik.
 
Hades-i ekber : Guslü gerektiren büyük kirlilik.
 
Teyemmüm : Sözlükte “bir işe yönelmek, bir şeyi kastetmek”
 
Hayız: Adet, aybaşı, kanaması.
 
Nifas: Loğusalık hali.
 
Nüfesâ: Loğusa kadın.
 
İstihâze: Özür kanı. Rahim içi damarlardan hayız ve nifas hali dışında ve bir hastalık veya yapısal bozukluk
 
sebebiyle gelen kana istihâze (özür kanı) denilir.
 
Mektûbe: Allah’ın farz kıldığı namazlar
 
Mesnûn: Hz. Peygamber’in sünnetiyle sabit olan namazlar
 
Şurûtü’s-salât: Namazın şartları
 
Erkânü’s-salât: Namazın rükünları
 
Hurûc bi sun‘ih: Kişinin kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması
 
Ta‘dîl-i erkân: Namazın rükünlerinin düzgün bir şekilde yapılması
 
Fey-i zevâl: Güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunluğu.
 
Asr-ı sânî: Her şeyin gölgesi kendisinin iki misline ulaştığı zamana denir.
 
Asrı evvel: Öğle namazının vaktinin çıkması; İkindi namazının vaktinin girmesi.
 
Örfî gündüz: Güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre.
 
Şer‘î gündüz: Fecr-i sâdıktan güneşin batmasına kadar olan süredir.
 
Taglis: Sabah namazını fecr-i sâdık doğarken, yani ortalık henüz karanlık iken kılmak.
 
İsfâr: Taglis’in zıttıdır, fecr-i sâdık doğduktan sonra hava aydınlanınca kılmak.
 
İbrâd: Öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak
 
Vakt-i istivâ: Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman.
 
Şürûk zamanı: Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman yaklaşık 40-45 dakika civarındadır.
 
Gurûb: Güneşin batma zamanı. Gurup vakti, güneşin sararıp veya kızarıp artık gözleri kırpıştırmadan rahatlıkla bakılacak hale geldiği vakittir.
 
Tuma’nîne: Rükû duruşunda bir müddet beklemek.
 
Kavme: Kıyam vaziyetinde bir süre beklemek.
 
Ka‘de-i ûlâ : ilk oturuş
 
Ka‘de-i Ahîre: Son oturuş
 
Celse: İki secde arası oturuş
 
Zâit tekbir: İlave tekbir
 
Kısâr-ı mufassal: Kısa sûreler (Beyyine sûresinden Nâs sûresine kadar olan sûrelerdir.)
 
Evsât-ı mufassal: Orta uzunluktaki sûreler.( Bürûc sûresi ile Beyyine sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır)
 
Tıvâl-i mufassal: Uzun süreler.( Hucurât sûresi ile Bürûc sûresi arasındaki sûreler bu grupta yer alır)
 
İrsâl: Elleri yanlara salıvermek
 
İtimat: Elleri bağlamak
 
Tahrîme: İftitah tekbiri
 
Teavvüz: Eüzü besmele(Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm)
 
Tesmî: Semiallahü limen hamideh
 
Tahmîd: Rabbenâ leke’l-hamd
 
Kavme: Rükûdan doğrulup dik durmak
 
Celse: İki secde arasında kısa bir ara oturuşu yapmak.
 
Teverrük: Kadınların ayaklarını sağ yanlarına yatık bir şekilde çıkarıp otururmaları.
 
Müfsidât-ı salât: Namazı bozan şeyler
Sıfâtü’s-salât: Namazın farz ve vâciplerine, sünnet ve âdâbına uygun şekilde kılınışı.
Muhâzâtü’n-nisâ: Kadınların cemaatle namazdaki saf düzeni ve erkeklerde aynı safta veya hizada olması
 
Tertîbü’l-makam: Duruş düzeni
İmâmet-i kübrâ: Büyük imâmet
İmâmet-i suğrâ: Küçük imâmet
İktidâ: İmama uymak
Muktedî: İmama uyan kimse
Müfteriz: Farz namazı kılan kimse
Müteneffil: Nâfile namaz kılan kimse
Münferid: Namazı yalnız kılan kimse
Muktedî: İmama uyarak kılan kimse
Müdrik: İdrak etmiş, yetişmiş, kavuşmuş (Namazı tamamen imamla birlikte kılan kimse)
Muhtazar: Ölmek üzere olan kişi
Meyyit: Ölen kişi
Teçhiz: Ölü için genel olarak yapılması gereken hazırlık
Gasil: Ölünün yıkanması
Tekfin:Ölünün Kefenlenmesi
 

:Teşyî: Tabuta konulup musallâya yani namazın kılınacağı yere ve namazdan sonra kabristana taşınması.

Defin: Kabre konulması

Namaz Terimleri (sözlük)

Mektûbe: Allah’ın farz kıldığı namazlar

Mesnûn: Hz. Peygamber’in sünnetiyle sabit olan namazlar

Aynî farz (farz-ı ayın) : Farz olan namazlar, oruç gibi.

Kifâî farz (farz-ı kifâye) : Cenaze namazı gibi. Bu namazı birileri kılınca öteki müslümanlar cenaze namazı kılmadıkları için sorumlu olmazlar. Sevap ve fazileti ise namazı kılanlar elde etmiş olurlar.

li-aynihî vâcip : Vâcip oluşu kulun fiiline bağlı olmayan. Vitir namazı ile ramazan ve kurban bayramı namazları birinci grupta yer alır. Tilâvet secdesi gibi.
li-gayrihî vâcip : Vâcip oluşu kulun fiiline bağlı olan

Revâtib : Vakit namazları yanında düzenli olarak kılınan sünnetler

Regaib : Allah’a yakınlaşmak ve sevap kazanmak maksadıyla ayrıca kılınan namazlar

Nâfile : Farz ve vâciplerin dışında fazladan yapılan işler

İsâet: Yanlış ve kötü davranış

Edep : Çoğulu âdâb

Muvâzebe : Hz. Peygamber’in devamlı olarak yaptığı

Şurûtü’s-salât : Namazın şartları

Erkânü’s-salât : Namazın rükünları

Hurûc bi sun‘ih : Kişinin kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması

Ta‘dîl-i erkân : Namazın rükünlerinin düzgün bir şekilde yapılması

Edâ : Bir farz namazın vakti içinde kılınması.

Kazâ : Bir farz namazın vaktinin çıkmasından sonra kılınması.

Fecr-i kâzib : Birinci fecir. Sabaha karşı doğuda tan yerinde ufuktan göğe doğru dikey olarak yükselen, piramit şeklinde, akçıl ve donuk bir beyazlıktır.

Beyâz-ı müstetîl : Uzayıp giden beyazlık.

Fecr-i sâdık : İkinci fecir. Sabaha karşı doğu ufkunda tan yeri boyunca genişleyerek yayılan bir aydınlıktır.

Beyâz-ı müsta‘razî : Enlemesine beyazlık. Bu andan itibaren yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda, sahurun sona erip orucun başlaması (imsak) vaktidir.

Taglis : Sabah namazını fecr-i sâdık doğarken, yani ortalık henüz karanlık iken kılmak.

Şürûk zamanı: Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman yaklaşık 40-45 dakika civarındadır.

Vakt-i istivâ: Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman.

Fey-i zevâl : Güneş tam tepedeyken eşyanın yere düşen gölge uzunluğu.

Asr-ı sânî : Her şeyin gölgesi kendisinin iki misline ulaştığı zamana denir.

Asrı evvel : Öğle namazının vaktinin çıkması; İkindi namazının vaktinin girmesi.

İkindi Namazının Vakti: İkindi namazının vakti, öğle namazının vaktinin çıkmasından güneşin batmasına kadar olan süredir. Her şeyin gölge uzunluğu, kendi uzunluğunun iki katına çıktığı andan itibaren.

Gurûb: Güneşin batma zamanı. Gurup vakti, güneşin sararıp veya kızarıp artık gözleri kırpıştırmadan rahatlıkla bakılacak hale geldiği vakittir.

Örfî gündüz : Güneşin doğmasından batmasına kadar olan süre.

Şer‘î gündüz : Fecr-i sâdıktan güneşin batmasına kadar olan süredir.

Akşam Namazının Vakti: Akşam namazının vakti güneşin batmasıyla başlar, şafağın kaybolacağı zamana kadar sürer.

Şafak : Akşamleyin ufuktaki kızıllıktan/kızartıdan sonra meydana gelen beyazlıktan ibarettir.
Yatsı Namazının Vakti: Yatsı namazının vakti, şafağın kaybolmasından yani akşam namazı vaktinin çıkmasından itibaren başlar, ikinci fecrin doğmasına kadar devam eder.

İsfâr : Taglis’in zıttıdır, fecr-i sâdık doğduktan sonra hava aydınlanınca kılmak.

İbrâd : Öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak

Kıyam : Doğrulmak, dikelmek, ayakta durmak demektir.

Kıraat : Sözlükte “okumak” anlamına gelen kıraat, “Kur’an okumak” demektir.

Cehrî : Açıktan okumak, yüksek sesle okumak.

 
Yorum Yap

Yorum Yap