1. Ana Sayfa
  2. Diğer
  3. Dhbt İslam Sanat Ve Estetiği Ders Notları

Dhbt İslam Sanat Ve Estetiği Ders Notları

Blogging Tips LinkedIn Post Header (2)

DHBT İSLAM SANAT VE ESTETİĞİ DERS NOTLARI

*İs Notlrılam sanatının ilk nüveleri ‘’Medine’’ toplumunda atılmştır.

*İslam sanatının genel özellikleri şöyledir;

Kur’an kaynaklıdır.

-Dini hassasiyet bağlı olarak gelşen soyut anlatım ve süslemelerdir.

-İnsanları sonsuzluğa tefekküre sevketmek amacıyla geometrik unsurların ve farklı tezyinler kullanılmıştır.

-Dünya ile ahiret arasındaki dengeyi hatırlatacak şekilde, tabiat unsurlarıyla metafizik öğeleri hatırlatmayı amaçlar.

-Dünya hayatının faniliği vurgulanır.

-Mimaride lüks ve israftan kaçınılmış; yapılarda daha çok dini ve sosyal yarar ve fonksiyonellik esas alınmıştır.

-Müslümanlar fethettikleri topraklardaki sanat ve mimariyi imha etmemiş ancak onu aşmayı dini bir vecibe gibi görmüştür.

-Birçok farklı kültürden beslenmiş olmakla beraber, çok kültürlülüğü tek mediniyette birleştirmişlerdir.

*İslam sanat eserlerinde üç unsur görülür. Bunlar;

-Kemal, mükemmelliğin, yetkinliğin, olgunluğun ifadesidir.

Cemal, güzelliktir.

Celal, cemalin daha şiddetlisi daha büyük bir çapta, daha ihtişamlı bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Erken Dönem İslam Mimarisi:

  1. Emevi devri Mimarisi: Emeviler tarafından yaptırılmış olan ilk camiler orduhag camilerdir. Emevilerin en önemli eserleri Şam’da ’Emeviyye Cami’’ veya ’Büyük camii’dir.

  2. Abbasi devri Mimarisi: Abbadi mimarisinin getirdiği yenilikler arasında ‘şehircilik’ anlayışı vardır. En önemli mimari gelişimleri ’Samerra şehri’’nin kurulmasıdır. İslam sanatı içinde bilinen ilk türbe

‘’Kubbetü’s-suleybiyye’’de bu döneme aittir.

Not: Müslüman ve Hristiyan ustaların birlikte medana getirdikleri, İslam sanatının Hıristiyan sanatına uygulanmış şekliyle ortaya çıkmış üsluba ‘’Müdejar’’ adı verilmektedir.

*Fatımiler’in eserleri arasında ‘’Camiü’l-Ezher, Seba Benat türbesi(Fatımilerin Mısır’daki ilk türbeleri)’’

Türk İslam Mimarisi:

  1. Karahanlılar Devri: Asya’da Türk-İslam mimarisinin ilk eserleri bu devirde görülür. Türk islam tarihinde ilk daru’ş-şifa’’ mimarisini kurmuşlar ve ’ribat’ adını verdikleri kervansaraylarda geliştirmişlerdir.

Mimari eserleri arasında ‘’Ayşe Bibi ve Balaci Hatun türbeleri’’ tuğla mimarisi açısından en önemlileridir.

  1. Gazneliler: ’Arus-i felek cami’’ , ‘’Leşker-i bazar sarayı’’ en önemli mimarileridir.

  2. Büyük Selçuklular devri: İsfahan’daki ’Mescid-i Cuma’’ , İran’daki ’Kazvin Mescid-i Cuma’’ ve ’Zevvare Cuma Cami’’ önemli mimari eserleri arasında yer alır.

Not: İslam’da ilk mederese Büyük Selçuklu devleti tarafında Şiiliğe karşı Sünniliğin geliştirilmesi ve devlet memuru yetiştirilmesi için Alparslan’ın veziri ‘Nizamü’l-Mülk’ tarafından açılan ve yine onun ismiyle

anılan medreselerdir.

  1. Timurlu devri Mimarisi: ’Şah-ı Zinde’’ ve Timur’un ’Gur-i Mir’’ adıyla bilinen türbesi.

  2. Artuklu Mimarisi: açık avululu medrese tipinin ilk örneği olan ’Hatuniye Medresesi’’ ile ’Zinciriye medresesi’’, ’Zevvare ulu cami’’ gibi mimari eserleri vardır.

Osmanlı Mimarisi:

*İlk dönem Osmanlı camilerinin en çok bulunduğu mekezler, ‘’İzmir, Bursa, Edirne ve İstanbul’’dur.

*Osmanlılar yaptığı ilk cami ‘’Hacı Özbek Camii’(İzmir)dir.

*İznik’te Orhan Bey zamanında yapılmış ve günümüze ulaşmış olan ‘Süleyman Paşa Medresesi’ en eski Osmanlı medresesi olarak bilinmektedir.

*Klasik Osmanlı mimarisinde yapının en önemli özelliği ‘’işlevselliği’’dir.

Ehl-i Hiref teşkilatı: Teknik yönü ağor basan ve özel uzmanlaşma isteyen işlerle (süsleme, bezeme..) uğraşanların teşkilatıdır.

Osmanlı’nın önemli Mimarları:

*Mimar Hayreddin:

-Mimar sinanın ustasıdır.

-Mimari eserleri; II. Beyazıt Külliyesi, Mostar Köprüsü

*Mimar Sinan:

Kagir tekniğini kullanmıştır. (Ağırlığın kemerlere ve ayaklara verilmesini, böylece duvarlara hiç yük binmemesini sağlayan tekniktir).

Mimari eserleri; Şehzade camii(çıraklık), Süleymaniye camii(kalfalık), Selimiye camii(ustalık), Mihrimah Sultan Camii

*Davut Ağa:

-Mimar Sinanın öğrencisidir.

Mimari eserleri; Sepetçiler Kasrı, İncili köşk, III.Murat türbesi

*Sedefkar Mehmet ağa:

-Mimar Sinanın öğrencisidir.

-Mimari eserleri; Sultanahmet Cami ve külliyesini yapmış ayrıca Kabe ve Mescid-i Nebevi’yi onarmıştır.

*Klasik dönem Osmanlının en ünlü kervansarayları ‘’Valide Hanı’’ ve ‘’Çakmakçılar Hanı’’dır.

*Klasik dönem üslupta inşaa edilmiş en önemli bedesten ‘’Vezir köprü bedesten ve Arastası’’dır.

*Türk Barok ve Rokoko Devri:

-Tek ana kubbe kullanılmıştır.

-Minare sayısı azaltılmıştır.

-Süslemeler fresko olarak yapılmıştır.

-Köşeli yapılar yerini oval yapılara bırakmıştır.

-Bu devrin en önemli eserleri: ’Laleli Camii, Nuruosmaniye Camii, Beylerbeyi Camii, Eyüp Camii, Çapanoğlu Camii’’dir.

*Türk Ampir Üslubu:

-Yuvarlak pencereler kullanılmıştır.

-Minareler ana yapıdan ayrılmıştır.

-Süslemede çiçek ve yaprak motifleri kullanılmıştır.

Eserler; ‘’Nusretiye Camii, Ortaköy Camii, Dolmabahçe Camii’’dir.

*Seçmeci Devir:

-Belli bir plan ve süsleme tarzı yoktur. -Birçok üslup aynı eserde kullanılmıştır.

-Daha çok saray mimarisinde görülmektedir.

*Neoklasik dönem:

-Avrupa tarzı üsluplardan vazgazgeçilerek Klasik Osmanlı ve Türk mimari öğeleri kullanılmıştır.

-Eser; ‘’Bostancı Camii’’dir.

*Osmanlı devletinde ilk defa ‘’Dolmabahçe sarayı’’ Avrupa örnek alınarak yapılmıştır.

*Osmanlı döneminde diğer batıdan etilenerek yapılan saraylar; ‘’Yıldız sarayı, Beylerbeyi sarayı ve Çırağan sarayı’’dır.

*Osmanlı döneminin ilk ısıtma sistemine sahip olan sarayı ‘’İshak Paşa Sarayı’’dır.

*Arap yazısını estetik ölçülere bağlı kalıp güzel bir şekilde yazma sanatı olarak tanımlanan sanat ‘’hat’’ sanatıdır.

*Arap alfabesi ve imlasında en önemli ıslahatı yapara bugünkü harekeleme usulünü ortaya koyan ‘’Halil

b. Ahmed’’tir.Aynı zamanda Kur’an’da ilk defa ‘’şedde, revm ve işmamı’’ işaretleyendir.

*Emeviler döneminde hüsn-i hatla yazdığı mushafla adı çıkan ‘’Halid b. Ebü’l-Heyyac’’dır.İlk celi (yazıyı ölçülerinin üzerinde bir büyüklükte yazma) yazı hattatı olarak kabul edilir.

*Emeviler döneminde yetişen ilk büyük yazı ıslahatçısı ‘’Kutbe el-Muharrir’’dir.

*Abbaslerin Bağdat’lı meşhur veziri ve hattatı olarak bilinen ‘’İbn Mukle’’ sahip olduğu geometri bilgisi sayesinde yazının ana ölçülerini tespit eden bir sistem ortaya koymuştur. Yaptığı ölçüler dahilinde ise ‘’Muhakkak, Reyhani, Sülüs, Nesih, Tekvi, Rika’’ adında altı çeşit yazının usul ve kaidelerini ortaya koymuştur. Bunların tamamına ’Aklam-ı Sitte’’ denilir.

*15. Yy’da yetişen ‘’Şeyh Hamdullah Yakuti’’ ‘’Kıbletü’l-küttab’’(hattatların kıblesi) olarak anılır.

*17. Yy’ın ikinci yarısında ‘’Hafız Osman’’ ‘’şeyh-i sani’’ unvanını almıştır.

*Yazma kitap, levha ve murakkaların bezeme alanlarında ezilmiş varak altın ve çeşitli renklerin kullanılmasıyla yapılan süsleme sanatına ‘’tezhip’’ denir. Sanatkarına ‘’Müzehhip’’ denir.

*Osmanlı döneminin ilk cilt örnekleri ‘’Fatih Sultan Mehmet’’ zamanına aittir.

*Ciltlikte şu kısımlar bulunur;

Kapaklar -Sırt -Mıklep

-Serap -Şiraze

*İslam sanatında miyatüre ‘’tasvir’’ bu sanatla uğraşana ise ‘’Musavvir’’ veya ‘’nakkaş’’ adı verilmiştir.

*Kitreli su üzerine serpilen boylarla bezenmiş kağıt ve bunu hazırlama sanatına ‘’Ebru’’ denir.

*Tarihteki ebru sanatkarları:

-Hatip Mehmed Efendi

-Şeyh Said Efendi

-Hezarfen İbrahim Edhem Efendi

*Sekizgen, beşgen, yıldız gibi geometrik şekillerle kesilmiş küçük ahşap parçalarının çivi ve tutkal yardımı olmaksızın yanlızca birbirlerine geçirilmesiyle düz yüzeyler elde etmeyi amaçlayan sanata ‘’kündekari’’ denir.

Dini Musiki

İslam Tarihinde Müzikle İlgilenmiş Önemli Şahsiyetler:

*Kindi: Musikiye dair eser yazan ilk İslam filozofudur.

*Farabi: Felsefe dünyasında ‘’mualli-i sani’’ lakabı ile tanınan Farabi musiki alanında birçok tarihçi ve

musiki uzmanı tarafından ’muallim-i evvel’’ olarak kabul edilmiştir. ’Kitabu’l- Musika’l Kebir’ bu alanda yazılmıştır.

*İbni Sina: Musikiyi riyazi (matematik) ilimleri arasında sayan sayan İbni Sina’nın ‘’eş-Şifa’’ ve ’en- Necat’’ adlı eserlernde musikiye yer verilmiştir.

*Safiyyüddin Abdülmü’min Urmevi: ’Kitabü’l-Evdar’’ ve ’er-Risaletü’ş-Şerefiye’’ adlı iki eser kaleme almıştır.

*Abdülkadir Meraği:

*Buhurizada Mustafa Itri Efendi: Itrı efendi hanendeliği, şairliği ve hattatlığının yanı sıra özellikle bestekarlığı ile tanınmıştır.

*Hammamizade İsmail Dede Efendi:

Cami Musiki Formları:

*Kur’an-ı Kerim:

*Ezan: Musiki geleneğimizde, sabah ezanı ‘’saba’’, öğle ezanı ‘’uşşak’’, ikindi ezanı ‘’rast’’, akşam ezanı ‘’segah’’, yatsı ezanı ‘’hicaz’’ makamıyla okunur.

*Sala: Hz. Peygamber’e, Allah’tan rahmet ve selam dualarını ihtiva eder. Akşam ezanı dışında dört vakitte okunan ezanlarla birlikte sala verilebilir.

*Mihrabiye: Cami geleneğinde namazdan sonra imamın mihraptan okuduğu ‘asr-ı şerife’ verilen isimdir.

**Temcid: Ta’zim, sena etmek’ manasına gelir. Minarelerde ezandan ayrı olarak, Allah’a yapılan dua, tazarru’ ve münacaatlar hakkında kullanılmıştır.

*Mevlid: Mevlid ‘’bahir’’ adı verilen bölümlerden oluşur. Süleyman Çelebi’nin ’Vesiletü’n Necat’’ en ünlüsüdür.

*Miraciye: Peygamber as’ın miracını tasvir eden manzum şiirlerin bestelenmesinden meydana gelmiş musiki eserinin adıdır. Elimizde bulunan en meşhur miraciye ‘’Osman Dede’ye ait olan ‘’Kutbu’n-

Nayi’’dir.

Tekke Musikisi:

*Tekke musikisi icrasında ‘’saz’’ kullanılır.

*Mevlevi Ayini: Sema denen törenlerinde okudukları bestelere denir. Türk musikisinin miraciyye formu dışında ki en büyük formudur.

*Durak: Tekkelerde icra edilen zikirlere ara verildiğinde okunan eserlere denir.

*Şuğul: Güftelerin Arapça olan, bununla beraber ekserisi Türkler tarafından bestelenen ilahilere denir. Tekkelerde zikir sırasında, Türkçe ilahiler okunurken oluşan durgunluktan ortamı kurtarmak için arada bir şuğul söylenirdi.

*Savt: Kısa güfteli, ağır tempolu, çok tekrarlanan melodi cümleleri ile bestelenmiş bir tür ilahi formudur.

*Gülbank: Bir cemaat tarafından bir ağızdan makamla çağırılan dua şeklinde ifade edilir.

*Semah: Alevi-Bektaşi cemlerinde ceme katılanların manevi çoşku halinde kendilerinden geçerek ilahi bir aşkla ayakta dönmeleridir.

**SANAT TARİHİ İLE İLGİLİ KAVRAMLAR**

*Sanat: İnsanoğlunun yarattığı yapıtlarda güzellik ülküsünün ifadesi. Doyurucu estetik yaşantılar oluşturmak amacıyla dürtüler yaratma becerisi.

*Sanat Tarihi:Sanat Tarihi bir bilim dalı olarak 19. yy. Almanya’sında ortaya çıkmış ve ilk sanat tarihi kürsüsü 1844 yılında Berlin Üniversitesin de kurulmuştur. Sanat tarihinin bilimsel bir disiplin haline gelişinde Winckelman önemli bir isim haline gelmektedir.

*Kurgan: Orta Asya’nın kuzeyinde özellikle milattan önce ve miladın ilk yüzyıllarında yaygın bir biçimde uygulanan toprak altı mezar yapısı. Kütüklerden ahşap yığma tekniğiyle yapılmış bir mezar odası ve bunu gizleyen bir toprak yığınından oluşur.

*Namazgah (Musalla) : Yerleşim alanları dışında yoldan gelip geçenlerin ibadetlerini yapabilmeleri için yol kenarına inşa edilen yerden hafifçe yükseltilmiş etrafı alçak duvarlarla çevrili üstü açık ve kıble

yönünde bir mihrap taşının bulunduğu ibadet yapılarıdır.

*Camii : İçerisinde mimberleri bulunan ve cuma namazı kılınabilen İslam ibadet yapısıdır. İlk camii

yapısının Hz. Muhammedin Medine’deki evi olduğu ve bu yapının sonraki dönemlerde inşa edilecek olan camiilere prototip teşkil ettiği düşünülmektedir. Mihrap, mimber ve minare gibi fonksiyonel öğeler ancak

8. yy.‘da tamamlanmıştır.

*Mescid: Mimbersiz İslam ibadet yapısıdır. Mescidler tek mekanlı oldukça basit yapılardır. Yalnızca secde edilen yer olarak günlük vakit namazlarının kılınabilmesi için genellikle mahalle aralarında ve mahalle ölçeğinde inşa edilmiştir.

*Mihrap: İslam ibadet yapılarında kıbleyi gösteren fonksiyonel öğe.

*Mimber: Camilerde cuma ve bayram gibi önemli günlerde hutbe okunması için yapılmış merdiven biçiminde öğe. İlk olarak Emeviler döneminde ortaya çıkmıştır.

*Şadırvan: Genellikle anıtsal ibadet yapılarının avlusunda veya bitişiğinde abdest almak için yapılmış su yapılarıdır.

*Harim: Camiiler de ibadetin gerçekleştirildiği ana mekan. Belirli kısıtlamaların olduğu mekan.

*Mahfil: Bir mekanda belirli kişi ya da topluluklar için ayrılmış bölümler. Örnek: Hünkar Mahfili, Müezzim Mahfili, Kadınlar Mahfili gibi.

*Son Cemaat Yeri: Osmanlı camii mimarisinde namaza geç gelenlerin ibadetlerini yapabilmeleri için yapının kuzey duvarını paralel olarak uzanan sütun ve kemer dizilerinden oluşmuş mekan.

*Medrese: Bugünkü orta ve yüksek öğrenime denk düzeyde eğitim veren İslam eğitim yapısı. İslamiyet’in erken dönemlerinde camiiler de yapılan eğitim Büyük Selçuklular zamanında belirli bir sistem içerisinde medreselerde verilmeye başlanmıştır. İlk olarak Büyük Selçuklu veziri Nizamül Mülk tarafından

Horasan’da kurulan ve Nizamiye Medreseleri olarak adlandırılan bu yapıların dört eyvanlı bir şemaya sahip oldukları görülür.

*Türbe ( Kümbet) : Her iki terimde Türk-İslam mezar yapılarına verilen adlardır. Türbe ve kümbetler genellikle silindirik, çokgen veya kare planlı olarak inşaa edilmiş kubbe veya külahla örtülmüş yapılardır.

İlk kümbet yapısı 1006-1007 yıllarında Kuzey İran’da inşaa edilen Kümbet-i kabustur. Bu tür anıtsal mezarlar için Batı kültüründe kullanılan terim “mausoleun” dur.

*Tekke: genellikle yerleşim merkezlerine veya bu merkezlerin yanında yer alan ve içerisinde sürekli barınan derviş ve müritlerin bulunduğu tarikat yapısıdır.

*Tabhane: Osmanlı imparatorluğunda misafirhane yapılarına denir.

*Sarnıç: Su biriktirmek amacıyla genellikle toprak altında inşaa edilen özel yapılardır.

*Çeşme: Genel su sağlama sistemlerinden gelen suyun kamunun kullanımına sunulduğu hayır yapılarıdır. İlk çeşme yapılarının Antik Roma’da ortaya çıktığı biliniyor.

*Sebil: Cadde ya da sokak kenarlarında yoldan geçenlerin su içmesi için yapılmış hayır yapıları sebillerin çeşmelerden farkı bir su sağlama sistemine bağlı olmamalarıdır. Daire ya da çokgen plan kuruluşları ile seviller bir iç mekana sahiptirler ve bu mekan dışarıya üzerinde küçük pencere açıklıkları bulunan madeni şebekelerle açılır.

*Su Kemeri: Su borularının basınca dayanıklı yapılamadığı dönemlerde kentin su ihtiyacını sağlayan su yolunun hep aynı yükseklikte ve çok az eğimli biçimde yapılması gerekirdi. Bu amaçla vadilerin aşılması gerektiğinde kemer dizilerince taşınan su yolları inşaa edilmiştir. Köprüye benzeyen bu yapılara su

kemeri adı verilir. İlk su kemerleri Antik Roma döneminde yapılmıştır.

*Hamam: Kamusa nitelikte yıkanma yapısı veya mekanı. Özel olarak ısıtılan sıcak suyu ile gerçek anlamda ilk hamam yapıları Romalılar döneminde inşa edilmiştir. Türk mimarisinde hamam yapıları başlıca şu bölümlerden oluşmaktadır: Soyunmalık ( Camekan), Ilıklık, Sıcaklık, Halvet, Külhan.

*Hanlar – Kervansaraylar : Orta Çağ’da ticaret yolları üzerinde kurulan konaklama yapılarıdır.

*Ribat: İslam’ın ilk dönemlerinde Arap-İslam ordularının hazır kuvvet bulundurmak amacı ile sınır boylarına inşaa ettikleri askeri üs yapılarına “Ribat” adı verilir.

*Alem: Yapıların kubbe ve külah gibi yerlerinin tepesinde, sancaklarda çoğunlukla yarım aya benzer formda bezeme elemanı, bir çeşit tepelik. Maden ya da taştan yapılmış olabilir.

*Alınlık: Antik yapıların cephelerinde çatı ile korniş arasında yer alan üçgen biçimindeki kısım. Bir portalin ya da bir pencerenin çerçeve içine alınmış üst kısmına da bu ad verilir.

*Arasta: Çarşı, dizi dükkanlar. Bazen önlerinde revak ya da karışlıklı sıraların arasında örtü bulunanlar bir tür kapalı çarpı oluştururlar.

*Avlu: Genellikle üstü açık iç mekan. Çevrede yapı birimlerinin dizilerek bir bütün meydana getirdiği iç mekân.

*Ayak: Paye, taş ya da tuğladan örülmüş taşıyıcı mimari öğe.

*Bordür: Kenar, genellikle süslemeli kenar şeriti.

*Çapraz Tonoz: ıki beşik tonozun dik açıyla kesişmesinden oluşan tonoz biçimi.

*Devşirme Malzeme: Başka yapılardan derlenmiş ve ikinci kez kullanılmış yapı ya da süsleme malzemesi.

*Eyvan: Üç tarafı ve üstü kapalı, bir tarafı bütün genişliği ile bir avluya ya da diğer bir mekana açılan yapı birimi.

*Fevkâni: Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler için kullanılan bir terim. Yüksek, yükseltilmiş anlamına gelir. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur.

*Haliç işi: 15. yüzyıl sonunda mavi-beyaz tekniğin keramiklerde kullanılan bir uygulaması. ince spiral dallar üzerinde minik çiçekler, yapraklar yer alır.

*Han/Kervansaray: Kervan yolları üstünde belirli aralıklarla yapılmış olan konaklama yapıları. Genel adı”Han”dır. Ticari ve yarı askeri sivil mimarlık örnekleri olan bu yapılar, kent içlerinde de bulunabiliyordu.

*Hataî (Hatayi): Doğu Asya kökenli süsleme motifleri grubu. Stilize edilmiş şakayık, nar, iri yapraklar ile bunların gonca ve sapları başlıca öğeleridir.

*Hazire: Camilerin kıble tarafında bulunan küçük mezarlık.

*Hünkâr Mahfili: Camilerde hükümdara ayrılan bölüm. Bazen galerinin bir bölümü, bazen ayrı bir daire şeklindedir.

*Kaat’ı: Oyma. Herhangi bir şekil ya da yazının kağıt, deriden oyularak çıkartılmasıyla meydana getirilen bir süsleme sanatıdır. Oyulup çıkarılarak başka yere yapıştırılan kısma “Erkek oyma”, oyulan kısma ise “dişi oyma” denilir.

*Kalem işi: Yapıların genellikle iç yüzeylerinin bezenmesinde kullanılan bir süsleme türü. Boya, taş, ahşap yüzeyler üzerine fırça ile boyanan renkli nakışlar.

*Kavsara: Portal (taçkapı), mihrap gibi yerlerin yarım kubbeye benzeyen üst bölümü.

*Kemer: Dairesel, örgülü ara taşıyıcı ve bezeme öğesi. Düşey kuvvetleri eğri kuvvetlere çevirip kemer ayaklarından zemine taşıyan geçiş elemanı.

*Kesme Taş: Düzenli yontulmuş taş. Hem duvar öğesi hem bezeme için düzenli işlenmiş taş ve bu taşlarla örülmüş duvar tekniği. Çoğunlukla kaplama malzemesi olarak yüzeylerde kullanılır.

*Kontur: Çevre çizgisi. Figürleri ya da motifleri çevreleyen çizgi.

*Köşebent: Dikdörtgen ve kare formlu biçimlerde köşelere yapılan süslemeler verilen ad.

*Kûfî yazı: Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken üslup ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü.

*Külliye: Değişik işlevli yapılardan meydana gelen yapılar topluluğuna verilen ad.

*Kümbet: Gömme bölümü, gövde (ziyaret) bölümü ve kubbesinin üstünde külahı bulunan mezar anıtları için kullanılan sanat tarihi deyimi (farsça=kubbe).

*Malakâri: Yapıların daha çok iç yüzeylerinde kullanılan ve yüzeysel alçı kabartmanın renklendirilmesi ile elde edilen bir süsleme tekniği.

*Mukarnas: Kademeli olarak taşmalar yapacak biçimde, aşırtmalı olarak yan yana ve üst üste gelen, üç boyutlu görünüm veren bir geçiş ve dolgu öğesi. Petek biçimi bir görüntü ile yarım kubbelerin içini dolgulayan İslam sanatı öğesi. (Sarkıtlı olanlarına istalaktit denilir).

*Müselsel: Bütün harfleri ve kelimeleri birbirlerine bitişik olarak yazılan bir yazı üslubu.

*Nef (Sahın): Yapılarda sütunlarla ya da payelerle ayrılan her bir bölüm. Yol.

*Niş: Duvarda küçük ölçüde ve düzgün girinti.

*Oyma Ajur: Delikli olarak uygulanan süsleme biçimi.

*Pandantif: Kare altyapıdan kubbe eteği olan daireye geçiş öğesi.

*Payanda: Destek, yükü karışlamak üzere eklenmiş duvar parçası.

*Paye: Örülerek meydana getirilmiş tek taşıyıcı. Ayak.

*Portal: Taç kapı, Tâk kapı adı da verilen bezemeli ana giriş.

*Renkli Sır Tekniği: Osmanlılar tarafından uygulanan bir çini tekniği. Bu teknikte boya kullanılmaz. Sırın kendisi renklidir.

*Revak: Sütun ve payeler tarafından taşınan kemerler arkasında yer alan, üstü örtülü uzun bölüm, güneş ve yağıştan korumalı yürüme bölümü. Portik.

*Reyhanî: Muhakkâk adı verilen yazı çeşidinin küçüğü.

*Rik’a: Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. “Mim”lerin gözü kapanmış, “Sin” ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kullanılır.

*Rumî: Türk ve İslam sanatında Batı kökenli süsleme motifi. Yarım palmetlerden türediği ya da hayvansal kökenli olduğu araştırıcılarca tartışılan rumî, Batı illerinde arabesk olarak adlandırılır.

*Sakıf: Camilerde son cemaat yerinin dışında ek bir bölüm. Özellikle iç avlusu olmayan yapılarda, cemaatin hava şartlarından korunması amacına yöneliktir.

*Salbek: Şemsenin iki ucunda bulunan tepelik biçimindeki uzantılar.

*Selâtin: Sultan sözcüğünün çoğulu. Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir.

*Sır: Keramikler üzerinde koruyucu, cam benzeri tabaka.

*Sıraltı tekniği: Keramik boyalarının bisküvi halindeki keramikler üzerine boyanarak üstlerine sır çekilmesi, boyaların sır altında kalması ile oluşan teknik.

*Şemse: Süslemede kullanılan oval, dairesel biçimde dilimli ya da düz motifler.

*Slip Tekniği: İlk dönem Osmanlı keramiklerinde hamur kırmızıdır. İşte bu kırmızı rengi kapamak, beyaz ve düzgün bir yüzey elde etmek için keramikler astarlanır. Slip tekniğinde de esas olan bu astardır. Bu teknikte süsleme astarla yapılır. Burada astar, normaldeki halinden daha koyudur. Kırmızı hamurlu kap üzerine, istenen motiflere göre fırça ile astarla süsleme yapılır ve istenen renk, saydam sırlanır.

*Sülüs: Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslubu.

*Sütun: Genellikle mermerden, yekpare, taşıyıcı mimari öğe.

*Sütunçe: Küçük sütun. Mihrap ve portal gibi yerlerde daha çok dekoratif amaçla kullanılır.

*Şadırvan: Bir çeşit meydan çeşmesi. Özellikle cami avlularında, çepeçevre muslukları olan çokgen su tesisi.

*Tabhane: Misafirhane. Dini yapıların bir bölümü olup, özellikle gezici dervişlerin misafir edildiği oda.

*Tepelik: Kompozisyonu oluşturan süs düzeninin üst ya da tepe kısımlarında bulunan motifler.

*Tevkiî: Kelimelerin arası birleştirilerek yazılan bir yazı üslubu. Resmi divanlarda kullanılan bir yazı çeşidi idi. Sülüse benzeyen daha yumuşak hatlı ve hareketli büyük boy yazılardır.

*Tığ: Tezhipte desenin bitiminde, ciltte şemse ve köşebent kenarlarında kullanılan yardımcı süsleme motifi.

*Tromp: Kare altyapıdan kubbe eteğini hazırlayan sekizgene geçiş öğesi (tonoz bingi).

*Tümülüs: Eski Yunan ve Roma’da bir yeraltı mezar odası ile bunun üzerine toprak ya da taş yığılmasıyla meydana getirilen yapay tepeden oluşan mezar tipi.

*Vitray: Renkli camların belli bir kompozisyon düzeni içinde bir araya getirilişi. Avrupa’da özellikle

kiliselerin pencerelerini süsleyen vitraylarda, doğaya özgü motiflerin yanında dinsel konular da belli bir düzen içinde resimlenmiştir.

İSLAM FELSEFESİ

Felsefi Hareketler

İbn Sina Öncesi(980-1037) İbn Sina Sonrası

1.

Doğuş Devri

1. Doğu İslam Dünyası

Dehriler(İbn Ravendi)

– Kelami Felsefe

Tabiatçılar(Ebubekir Razi)

– İşrakilik(Şehabettin Yahya es-suhreverdi)

Metafizikçiler (Kindi)

2. Batı İslam Dünyası(Endülüs)

2.

Gelişme devri

– İbn Bace

Farabi

– İbn Tufeyl

İbn Miskeveyh

– İbn Rüşd

İbn Sina

Gazzali(1058-1111)

– İbn Haldun

*Felsefe’nin Müslümanlarla tanışması:

-Hz. Ömer döneminde felsefe Müslümanlarla tanışmıştır.

-Felsefenin Müslümanlarla tanışmasını sağlayan İki faktör vadır:

  1. Harici faktör:

    1. Müslümanların kelimatullahı anlatmak için beldelere gitmeleri diğerlerinin de bunu merak etmesi ve bunun sonucunda kaynaşmanın olması ile felsefenin yayılması.

b)İstihdam edilen kişilerden yardım alınması ile beraber felsefe ile tanışılması.

  1. Dahili Faktör:

    1. Kuran’ın ilme olan teşviki.

  • Hicri 1.asır ilimlerin tedvin edildiği dönemdir. Hz.Ömer ile dışarılara yapılan seferler sonucu fetih ettiği bölgelerde Helenistik yapıyla karşılaşılması.

  • Roma’nın kilise tarafından baskı altında olması sonucu Helenistik yapının Antakya, İran gibi bölgelere yayılması.

*İslam’da ilk tercüme faaliyeti Hz. Ömer zamanında yapılmıştır. Eski İran krallarının tarihini anlatan

‘’Hüda-ı Name’’ isimli eser tercüme edilmeye başlanmış fakat içeriği Hz.Ömer tarafından tasvip edilmeyince tercüme faaliyeti durdurulmuştur.

*Abbasi Halifesi Me’mun 830 yılında Yuhanna İbn Miskeveyh’in öncülük ettiği ‘’Beytu’l-Hikme’’yi kurmuştur. Burada çeviri faaliyetlerini yürütmüştür.

İslam Felsefesinin Oraya Çıkmasında Etkili Olan Felsefeler ve Kişiler

  1. İslam Felsefesinin Ortaya Çıkmasında Etkili Olan Fesefeler:

*Hermes Geneği: Müslüman düşünürler bu gelenekten kimya, astronomi ve Hurufilik alanlarında etkilenmişlerdir.

*Antik Yunan felsefesi: İslam düşüncesinin bu felsefe ile tanışmaları fethedilen yerler aracılığı ile olmuştur. Müslümanların en çok etkilendiği Yunan filozofları ’Aristo, Eflatun, Plotinus’’tur.

*Helenistik felsefe: Aristo ile başlayıp Yeni Platonculuğa kadar devam eden süreçtir.

*Sasani felsefesi: İbn Mukaffa ve oğlu Muhammed ibn Abdullah bu kültürden yapılan tercüme hareketlerin öncülül yapmışlardır. ’İslam feslefesine Sasani etkisi en çok siyaset ve siyaset ahlakı konularında olmuştur.’’

*Hint felsefesi: Biruni’nin Hindistan ile ilgili yazıdığı eserinin adı ‘’Tahkik Mali’l-Hint’’tir.

  1. İslam Felsefesinin Ortaya Çıkmasında Etkili Olan Kişiler:

*Eflatun:

-Günümüz üniversitelerinin temeli sayılan Atina Akademisi’nin kurucusudur.

-Önemli felsefi görüşlerinden birisi ‘’idealar nazariyesi’’dir. Buna göre gerçek bilgi; açık-seçik ve şüpheden uak olan bilgidir.

-Eflatun’a göre devlet; yöneticiler, işçiler ve bekçiler zümrelerinden oluşmaktadır.

*Aristo/Aristoteles:

-Eflatunun akademisinde okumuştur.

-Büyük İskender’e hocalık yapmıştır.

-Aristo felsefesinde mantığın yeri önemlidir.

-Aristo’ya göre, aleme şekil vere, onu hareket ettiren kuvvet/ilk muharrik Allah’tır. Aristo, olayların birbiriyle ilişkili dört sebeple meydana geldiğini söyler. Bunlar;

–Maddi sebep

–Şekli (Suri) Sebep

–Hareket sebebi/Fail neden

–Gaye sebebi

*Plotin:

-İslam felsefesini ‘’Sudur nazariyesi’’ ile etkilemiştir. Ona göre herşey birden sudur etmiştir.

-Plotin, ruh göçüne inanmaktadır. Beden ölünce ruh kendine yeni bir şekil arar.

*Porfirus:

-En önemli eseri ‘’İsagoji’’dir. Eser İbn Mukaffa tarafından Arapça’ya çevrilmiştir.

İslam Felsefi Akımları: 1.Reybiye/Şüphecilik:

-Reybiye’den ‘’şek ehli’’ diye bahsedilmiştir. Onlara göre, insanın sabit bir ilgisi yoktur.

-İnsan karşılaştığı bütün bilgi, inanç ve değerlerden şüphe etmelidir.

-En önemli temsilcileri ‘’İbn Mukaffa’’ ve ‘’Ebu’l-Atahiyye’’dir.

  1. Tabi’iyyun/Naturalistler:

-En önemli temsilcileri ‘’Ebu Bekir Zekeriya er-Razi’’ ve ‘Serahsi’dir.

-Bu akıma göre doğru bilgi duyu organları ve deney yoluyla elde edilir.

-Allah’ın varlığını kabul eden fakat onun yeryüzüne müdahalesini inkar ederler. Bundan dolayı ‘’deist’’tirler.

-Razi ‘’beş ezeli esas’’ teorisini geliştirmiştir. Ona göre; ‘’ –Allah, -Ruh, -Madde(heyula), -Zaman,

-Mekan(hala)’’ beş ezelidir.

-‘’Kitabu’l Mansur’’ ve ’el-Havı’’ Razi’nin tıp alanında yazdığı eserleridir. Fizikte ışığın kırılma olayını ilk gösteren kişi Razi’dir.

*Dehriyyun:

-En önemli temsilcisi ‘’İbn Ravendi’’dir.

-Tabiatçı akımın aşırı ucunda olan bir koludur dehrilik/maddecilik.

-Allah’ın varlığını kabul etmezler.

-Evrendeki tek gerçeklik ‘’dehr’’ yani zamandır. Zaman ezelidir ve yaratılmamıştır.

-Herşey maddedir maddeden ayrı bir ruh yoktur.

  1. Agnostisizm/Bilinememezlik(Tekafu-ı edile):

-Agnostiklere göre bir şeyin doğru mu yoksa yanlış mı olduğu bilinmez.

-Allah’ın varlığı bilinmez. Aynı zaman da ‘’Allah yoktur’’da diyemeyiz. Çünkü böyle bir yargının doğruluğunuda bilemeyiz.

İslam Felsefe Ekolleri:

*En belirgin İslam felsefe ekoller ‘’Meşşaiyye, Rivakiyye, İşrakiyye, İhvanu’s-Safa’’dır.

  1. MEŞŞAİYE:

-İslam filozoflarından ‘’Aristo’’ felsefeini benimseyenler ve onun yolundan gidenler bu ekolün temsilcileri olarak görülmüşlerdir.

-Bu ekolün en önemli temsilcileri; ‘’Kindi, Farabi, İbn Sina, ibn Baca, İbn Rüşt’’ tür.

NOT: Meşşai filozoflar, Varlıkta ‘’realist’’, Bilgide ‘’rasyonalist’’, Ahlakta ise ‘’Mutçudur’’lar.

*Meşşai filofozlara göre varlık üç kısma ayrılır;

Zorunlu (vacib)

–Mümkün (Allah dışındaki bütün varlıklar )

–Mümteni (gerçeği asla düşünülemeyen) varlıklar.

*Varlıkların meydana geliş şekli hakkındaki fikirleri bakımından meşşai filozoflar arasında bir ittifak yoktur.

*Kindi ‘’Yaratma’ , Farabi ‘’Sudur’’, İbn Sina ‘’Sudur’’, İbn Rüşd ’Yaratma’ şeklinde varlığın yaratma şekillerini ortaya koymuşlardır.

*Meşşailerin iki temel ilkesi vardır;

-Mantığın ilkeleri

-Nedensellik ilkesi.

*Meşşailer ‘’nedensellik ilkesi’’ne bağlı olarak evrende meydana gelen olayları ‘’dört neden’’ nazariyesi ile ifade ederler. Bunlar;

-Fail neden -Şekli (suri) neden

-Maddi neden -Gai neden

Not: Meşşai filozoflar metotlarında mantığ ve tümdengelim yöntemini kullanmaktadırlar.

*Meşşai filzofolara göre alem ikiye ayrılmaktadır:

-Ay-üstü alem/ay feleği ötesi alem

-Ay-altı alem/Arz’dan ay’a kadar olan alem

*Meşşai filozoflara göre vahiy; ‘’Faal aklın elçilerine, bilgiyi yukardan aşağıya doğru aktarmasıdır.’’ Onların bu görüşüne ‘’ittisal teorisi’’ denmektedir.

*Meşşailere göre insan beden ve nefisten meydana gelir. Üç türlü nefis vardır. Bunlar;

-Nebati Nefs; beslenme, büyüme ve üreme

-Hayvani Nefs; beslenme, büyüme, üreme, iradeli hareket, iç ve dış duyular.

İnsani Nefs; beslenme, büyüme, üreme, iradeli hareket, duygusal idrak, düşünmedir.

*Meşşai ekolüne göre akıl idrak ettiği konu bakımından ikiye ayrılmaktadır:

Nazari akıl; Aklın fizik, metafizik ve matematik gibi konuları incelemesidir.

-Ameli akıl; Aklın eylem ve davranışta bulunmasıdır.

*Meşşai ekole göre tümel bilgilerin oluşması evreleri şunlardır;

-Potansiyel akıl (kuvve halindeki akıl)

-Fiil haline geçmiş akıl

-Meleke halinde akıl

-Müstedaf akıl (aklın son yetkinlik hali)

  1. RİVAKİYYE:

-Rivakiyye düşüncesi aslında Stoacılıktır. Stoacılar derslerini revaklarda oturarak yaptıklarından Stoacı düşünceye sahip İslam filozoflarına da ‘’Rivakiyn’’ denilmiştir.

-Rivakiyyun’a ‘’Ustunavi, Ustunaviyyun ve Ashabu’l-Ustuvani’’ gibi isimlerde verilmiştir.

-Bütün konularda Stoacılardan etkilenen bir İslam filozofları grubundan söz etmek imkansızdır.

3.İŞRAKİYYE:

-Kurucusu ’Yahya Şehabettin es-Suhreverdi (el-Maktul)’’dür.

-İşrak kavramını ilk kez ‘’Farabi’’ kullanmıştır. Ancak işrakiliği bağımsız bir ekol olarak ortaya koyan kişi kurucusu ‘’Yahya Şehabettin es-Suhreverdi’’dir.

*İşrakiliğin diğer bir ismi ‘’Hikmetu’l-İşrak’’tır. Suhreverdi’nin de ‘’Hikmetu’l-İşrak’’ isimli eseri vardır.

*İşrakilikte hakikat ‘’sezgi ve iç aydınlanma’’ yoluyla bilinir.

*İşrakilik eklektik bir öğretiye sahiptir; ‘’Gazzali, Meşşai filozoflar, Zerdüştlük ve Eflatunculuktan’’ etkilenmiştir.

*Suhreverdi metot olarak ‘’keşf ve sezgi’’yi kullanmaktadır.

*Suhreverdi için en önemli kavram ’nur’’ dur. Ona göre Allah nurların nuru yani ’Nuru’l-Envar’’dır. Allah’ın nurunun yeryüzüne süzülmesi ve burada yoğunlaşması ile maddi alem meydana gelmiştir.

*İsnan ruhu cisim değildir. O nurani bir cevherdir. Ölüm ile beraber ruh maddeye olan bağımlılığından kurtulur.

*Suhreverdi insanları manevi derecelerine göre dört kısıma ayırmıştır;

-Hakimler; Bunlar manevi derecelerin en üstündekilerdir.

-Keşfi bilgilere önem verip akla/felsefeye yüz çevirenler;

-Akılcı felsefeye önem verip keşfi bilgilerden uzak olanlar;

-En düşük manevi grup ise henüz alim derecesine ulaşmamış ilim öğrencileridir.

  1. BATINİLİK:

Eklektik bir öğretiye sahiptirler; Mu’tezile kelamı, Tasavvuf, Yunan filozofları, Sabiilik ve Mecusilik gibi dinlerin görüşlerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir.

-Herşeyin bir gizli bir de zahir manası olduğuna inanırlar.

-Kabbaliz’e benzer bir düşünce sistemi geliştirerek Batıniliğin ortaya çıkmasına sebep olan kişi ’Abu’l- Hattab Muhammed b. Abi Zeyneb’’tir.

*Batınilik Hasan Sabbah’a kadar felsefi bir düşünce sistemiyken Hasan Sabbah’tan sonra siyasi bir harekete dönümüştür.

  1. Ansiklopedistler/İhvanu’s-Safa (Temiz kardeşler):

Halkı aydınlatmak için ortaya çıkmış bir ekoldür. Onlar halkı aydınlatmak için 52 risaleden oluşan ‘’İhvan- ı Safa Risalelerini’’ kaleme alarak yayımlamışlardır.

  • İhvanu’s-Safa kaleme alıp dağıttığı risalelere isim yazmamıştır. Buda onların gizli faaliyetler yürüttüğünü göstermektedir.

* İhvanu’s-Safa göre toplum aydınlanma yolunda dört tabkaya ayrılır:

-Çıraklık tabakası -Liderlik

-Meliklik tabakası -Melek tabakası

*Allah’ın varlığını ispat ederken ‘’ekmel varlık’’ delilini kullanmaktadırlar.

  • İhvanu’s-Safa ’evrim/tekamul’’ fikrini de savunmaktadırlar. Onlara göre;

madenden toprağa,

-topraktan nebata,

-nebattan hayvana,

-hayvandan insana,

-insandan da meleklere doğru bir tekâmül/evrim vardır.

  • İhvanu’s-Safa’nın rakamlara verdiği önem ‘’Hurufilik’’ olarak isimlendirilir. Hurufilik, kutsal

metinlerdeki harf ve kelimelerin sayı, sıra ve dizilişinin özel bir anlamı olduğuna inanıp, bunların ebced değerlerinin bulunup, bu değerlerin işaret ettiği yeni anlamı bulma işidir.

Not: Müslümanlar Hurufiliği ‘’Yahudi Kabbalizm’’den almışlardır.

Doğu İslam Filozofları:

  1. KINDİ:

*Kufe’de doğmuştur. Babası önemli devlet görevlerinde bulunmuştur. Kındi soylu bir aileye mensuptur.

*Kındi, İlk İslam filozofudur.

*Kındi, Abbasi halifelerinden ‘’Me’mun ve Mu’tasım’’ dönemlerinde büyük destek görmüştür.

*Kındi, Me’mun tafafından kurulan ve tercüme faaliyetlerinin yürütüldüğü ‘’Beytu’l-Hikme’’ de görev almış burada bizzat tercüme işleriyle uğraşmıştır.

*Eserlerinden bazıları şunlardır;

-Risale fi Hududi’l-Eşya ve Rusumiha

-Risale fi İhtilafil Manazır

*Kındi, felsefeyi ’Hubbu’l-Hikmet’’ yani ‘’hikmet sevgisi’’ olarak nitelendirmiştir. Ona göre felsefe; ’İnsanın gücü nispetinde Allah’ın fiillerinin benzerini yapmasıdır.’’

*Kındi İslam felsefe ekollerinden ‘’Meşşaliğin’’ ilk kurucusudur.

*Kındi, var olan şeylerin dört sebebe dayandığını ifade etmektedir. Bu sebeplerin hepsini düzenleyen ilk sebep vaerdır. Bu ilk sebep ALLAH’tır.

*Kındi’ye göre maddi olan şeylerin beş temel özelliği vardır. Bunlar;

-Heyula (her cisimli varlığın yağıldığı maddedir) -Suret (görülen biçimidir) -Mekan (tutunduğu yerdir)

-Hareket -Zaman

*Kındi aklı dört kısma ayırmıştır;

-El-Akl bi’l-Fiil: Daima fail olan akıldır. Bu da Allah’tır.

-El-Akl bi’l Kuvve: İnsan nefsinde kuvve halinde var olan akıldır.

-El-Akl bi’l-Meleke/Müstefad akıl: İnsan nefsinde meleke halinde bi’l-fiil var olan akıl.

-El-Akl Ez-Zahir: Fiil halindeki akıl. Yani insanın fiilleridir.

  1. FARABİ:

*Türkistan’ın Farab şehri yakınlarındaki Vesiç’te dünyaya gelmiştir.

*Farabi, Batı’da ‘’Alfarabius’’ ve ‘’Abunaser’’ adlarıyla anılmaktadır. Aristo’dan sonra ‘’Muallim-i Sani’’

unvanıyla anılmıştır.

*Farabi’nin eserlerinden bazıları şunlardır;

-EL-Medinetü’l-Fazıla -Es-Siyasetu’l-Medeniyye

-Kitab fi edebi’l-cedel -Kitabu’n-Nucum

-Risale fi mahiyeti’n-nefs -Risale fi mekani’l-akl

-Tahsiilü’s-sa’de -Kitab el-Musika el-Kebir

*Farabi din ve felsefeyi uzlaştırmaya çalışmıştır. İslamiyet’in hikmete, düşünmeye ve akla önem verdiğini belirtmiştir.

Not: Farabi’ye göre felsefe yapmanın şartı nefsin saf olmasıdır.

*Farabi bilginin kaynakları olarak duyuları kabul eder. Ona göre bir bebek dünyaya geldiğinde bilgisizdir. Zihni boş olarak doğar. Duyu organları aracılığıyla elde ettiği bilgileri hayal gücünü de kullanarak aklı aracılığıyla yeniden düzenleyip yeni bilgilere ulaşır.

*Farabi bilginin akılda sentez ve analiz edlimesini açıklarken Meşşai ekolün kullanmış olduğu ‘’psikolojik akıllar’’ teorisini kullanmaktadır.

*Farabi aklı ikiye ayrımaktadır;

-Ameli/Pratik akıl; insana ait davranışları oraya koymada etken olan akıldır.

-Nazari/teorik akıl; duylar aracılığı ile elde edilen bilgilerin akıl cevheri tarafından mükemmelleştirilmesidir.

*Teorik akıl dörde ayrılır. Bunlar;

-Kuvve halindeki akıl –Fiil halindeki akıl

—Mestefad akıl —-Faal akıl

*Farabi ilimleri beş sınıfa ayrımaktadır;

-Dil ilmi; sarf ve nahiv

-Mantık; Organondaki sekiz kitap

-Öğretme ilimleri; geometri, aritmetik, astronomi, müzik, optik, opera

-Fizik ve matematik; tabiat ilmi, ilahiyat ilmi

-Medeni ilimler; fıkıh, kelam, ahlak, siyaset

*Farabi’nin felsefesi ‘’gayeci’’ bir anlayışa sahiptir. O felsefesinde varlığın gayesini araştırmıştır. Tabiattan başlayıp en son gaye olan Allah’a kadar varlığın gayesini araştıran bir felsefi bakış açısında sahiptir.

*Farabi’nin Allah’ın varlığını ispat için kullandığı yönteme ‘’kozalite’’ deenmektedir.

*Farabi mümkün varlığın meydana gelmesini ‘’sudur nazariyesi’’ ile açıklamaktadır. Evrendeki varlıklarımn meydana gelişi Allah’tan sudur/taşma sonucudur.

*Farabi ahlak anlayışında mutçudur. İnsanın en önemli amacı olan mutluluğa erişmesi için dört erdeme sahip olması gerekmektedir. Bu erdemler şunlardır;

-Nazari erdemler; Allah ile olan bilgiler ve teorik ilimlerle ilgili bilgilerdir.

-Fikri erdemler;

-Ahlaki erdemler; İnsanın davranışlarında ifrat ve tefritten uzak durması bölyece iyi ve güzel olanı yapmasıdır.

-Ameli ermekler; İnsanın yatkın olduğu sanatta iyi yetişmesidir.

*Farabi devlet anlayışında, insanın en büyük amacı olan mutluluğa ancak erdemli insanların yaşadığı bir

devlette ulaşabileceğini belirtmektedir. Farabinin insan toplulukları ve devlet ayırımı şu şekildedir:

*Toplumlar 2’ye ayırılırlar;

a) Yetkin/Gelişmiş toplumlar; b)Yetkin Olmayan/Gelişmemiş toplumlar;

-Şehir -Aile -Sokak

-Devlet -Mahalle

-İmparatorluk -Köy

*Devletleri de iki kısma ayrır;

a) Faziletli/Erdemli devlet; b)Faziletsiz/Erdemsiz devlet;

-Erdemli devletin sadece tek -Sapık devlet -Fasık devlet şekli vardır. -Değişebilen devlet -Cahil devlet

  1. İBN-İ SİNA:

*Buhara’da doğmuştur. Küçük yaşta islam ilimleri alimi olmuştur.

Not: İbn-i Sina ’eş-Şeyhu’r-Reis’’ ismiyle anılmıştır. Batı dünyası İbn-i Sina’yı ‘’Avicenna’’ ismiyle tanımaktadır.

* İbn-i Sina’nın eserleri şunlardır;

-Kitabu’ş-Şifa -Kanun fi’t-Tıp -En-Necat

-Risale fi’l-Kader -İsbat en-nubuvve -El-Hudud

-Urcuza Fi’t-Tıb -Kitabu’s-Siyaset -Risale Fi İlmu’l-Ahlak

-Urcuze Fi’t-Teşrih -Hay b.Yekzan -Kitab el-İnsan el-Hidaye

Not: İslam felsefesi için ‘’Altın Çağ’’ İbn-i Sina ile başlamıştır.

* İbn-i Sina’ya göre varlık üçe ayırlmaktadır:

-Mükmün varlıklar; Varlığı ve yokluğu imkan dahilinde olanlar.

-Kendi varlığı açısından mümkün, kendi dışındaki bir sebebe nispetle zaruri olan varlıklar.

Kendiliğinden vacip/zorunlu olan varlık: Bu Allah’tır. İlk sebeptir.

  • İbn-i Sina da varlıkların Allah’tan sudur ettiği görüşünü savunmaktadır. İlk sebep olan Allah’tan ilk akıl sudur eder. Birden yanlızca bir çıkar ilkesi gereği Allah’tan yalnızca ilk akıl sudur etmiştir. Daha sonra diğer varlıklar sırasıyla sudur etmişlerdir. İlk akıldan ikinci akıl, ikinci akıldan üçüncü akıl, üçüncü akıldan faal akıl, faal akıldan ise ay altı alemi sudur etmiştir.

* İbn-i Sina’ya göre beş çeşit akıl vardır:

-Heyulani akıl/kuvve halindeki akıl: Bilmeyi sağlar.

-Bi’l-Meleke akıl: Açık seçik olanları veya zorunlu olanları bilir.

-Bi’l-Fiil Akıl: Kazanılmış verileri kavrar.

-Mustefad akıl: Makullerin/kazanılmışların suretlerini algılar.

-Kutsi akıl: Aklın en üst aşamasıdır.

  • İbn-i Sina’ya göre beden ve ruh iki ayrı cevher olmaların rağmen aralarında bir birliktelik vardır. İbn-i Sina sağlam bir ruhun başka bir bedene etkisini nazar, telkin ve hipnoz’’ ile anlatmaktadır. Aynı zamanda insanların ruhlarının müzik ile tedavi edilebileceğini ifade etmiştir.

  • İbn-i Sina psikolojiyi ’İlmu’l-Nefs’’ kavramıyla ifade etmektedir. O’na göre nefs; insanın bedeni değil ruhudur. Üç türlü nefis vardır;

-Nebati Nefis: üç kuvvesi vardır. Besleyici, geliştirici ve doyurucudur.

-Hayvani nefis; muharrike ve müdrike olmak üzere kuvveleri vardır.

-İnsani Nefis; Yapıcı ve bilici kuvvelere sahiptir.

Not: Kitab en-Nefs psikoloji alanında ele aldığı eseridir.

Batı İslam Filozofları/Endülüs Filozofları

  1. İBN BACCE:

-Endülüs’ün Saragossa şehrinde doğmuştur.

*Batı’da yetişmiş ilk Müslüman filozoftur.

* İbn Bacce’ye göre insanlar akli yetkinliklerine göre üçe ayrılmaktadırlar:

-Cumhur; bunlar sıradan insanlardır.

-Nüzzar; tabiat bilimleri ve matematik ile uğraşan kişilerdir.

Su’eda; bunlar mutlu insanlardır. Filozoflardır.

* İbn Bacce toplumu ikiye ayırmaktadır;

-Erdemli toplum

-Erdemsiz toplum

-Erdemli toplum, sevginin hakim olduğu erdemleri, ilkeleri olan bir toplumdur. Böyle bir toplumda sevginin hakim olması insanların doktorlara ve hakimlere olan ihtiyacını otadan kaldırır.

-Erdemsiz toplum ise, sevgiden yoksun bir yaşama sahiptir. Böyle toplumlarda kaos ve şiddet hakimdir. Böyle bir ortamın getirdiği sıkıntılar yüzünden insanların doktorlara ve hakimlere ihtiyacı ortaya çıkar.

  • İbn Bacce bozuk bir toplumda filozofun mutluluğa nasıl ulaşacağı sorununa cevap aramış ve bu konu hakkında ’Tedbiru’l Mutevahhid’’ isimli eser yazmıştır.

  • İbn Bacce meşşai ekolüne mensuptur.

  1. İBN TUFEYL:

*Gırnata yakınlarında Vaidu’l-Aş’ta doğmuştur.

  • İbn Tufeyl’in felsefi düşüncelerini yani bilgi anlayışını, din hakkındaki görüşlerini vb. ’Hay b. Yekzan’’

isimli eserinde bulunur. Bu eser roman tarzında kaleme alınmıştır. Hay, bir adada toprağın

mayalanmasıyla kendiliğinden dünyaya gelmiş veya yakın bir adadan kundakla gelmiştir. Bu şekilde hikaye başlamaktadır.

  • İbn Tufeyl İşraki ekole bağlı bir filozoftur.

* İbn Tufeyl’in ‘Hay b. Yekzan’’ isimli eseri dünyadaki ilk felsefi roman özelliğini taşımaktadır.

Not: Daniel Defoe isimli yazar Hay b. Yekzan’dan etkilenmiş ve meşhur ‘Robinson Crusoe’yi yazmıştır.

3.İBN RÜŞD:

*Kurtuba da doğmuştur.

Not: İbn Rüşd, Aristo’yu tek filozof olarak kabul etmektedir. Meşşai ekolün son temsilcisi olan İbn Rüşd tam bir Aristocu olarak bilinmektedir.

* İbn Rüşd’ün bazı eserleri şunlardır;

-Faslu’l-Makal -Kitabu’l-Külliyat -El-Bidaye

-Kitabu’l-Keşf -Tehafutu Tehafituti’l-Felasife

Not: İbn Rüşd ‘’Şarih-i Aristo’’ olarak tanınmaktadır.

* İbn Rüşd akıl ve nakli yani din ile felsefeyi uzalaştırmaya çalışmıştır. Bunu faslu’l-makal adlı eserinde şöyle açıklamaktadır; ’Din ile felsefe süt kardeştirler.’’

* İbn Rüşd’e göre te’vil karşısında insanlar üç gruba ayrılır;

-Te’vili hiç kabul etmeyenler.

-Te’vili tartışma kurallarına uygun olarak kabul edenler.

-Te’vili gerçek anlamıyla kullananlar. Bunlar filozoflardır.

Not: Gazali yazdığı ‘’Tehafutu’l-Felasife’’ eserinde filozofları üç konuda küfürle itham etmiştir. İbn Rüşd,

Gazali’ye ‘’Tehafutu Tehafuti’l-Felasife’’ adlı eseriyle cevap verirken filozofların küfre girmekle itham edildikleri üç konuda savunmalar yapmaktadır.

*İbn Rüşd ‘varlık/vücud’ yerine ‘’varolan/mevcud’’ terimini kullanmaktadır.

*İbn Rüşd, kendisi gibi Meşşai ekole mensup olan Farabi ve İbn-i Sina’yı alemin gelişini ‘’Sudur nazariyelesi’’ ile açıklamalarından dolayı eleştirmektedir.

*İbn Rüşd sudur teorisi yerine ‘’sürekli yaratma/her an yenilenen yaratılış’’ teorisini geliştirmiştir. Alem daima hudus etmektedir, hudusun bir başı ve sonu da yoktur.

*İbn Rüşd’e göre beş türlü nefis vardır. Bunlar;

-Nebati Nefis; beslenme, büyüme, üreme

-Hassase Nefis; Duyularla bir şeyi algılamaktan ibarettir.

-Mutehayyile Nefis; Elde ettiğimiz duyumlar kaybolduktan sonra onları hayal gücü ile canlı tutmamızı sağlar. Uykuda görülen rüyalar buna örnektir.

-Natıka Nefis; İnsanda bulunan bir nefistir. Maddeden tecerrüd etmiş manaları idrak eder.

-Nuzuiye Nefis; Bu nefis sayesinde insan güzel olan şeye yönelip kötü ve sıkıntılı olan şeyden uzak durur.

*İbn Rüşd’e göre insanın ahlaki mükemmeliğe ulaşması için diğer insanlara ihtiyacı vardır. İbn Rüşd’e

göre insan erdeminin en üst noktasında ‘’Teorik erdem’’ vardır. Bu teorik erdeme yardımcı dört erdem

daha vardır. Bunlar;

-Nazari erdem -Fikri erdem

-Ahlaki erdem -Ameli erdem

Not: İbn Rüşd Meşşai ekolünün son temsilcisidir.

Herhangi bir Ekole Mensup olmayıp Bağımsız Olan Filozoflar:

  1. GAZALİ:

-Tus şehrinde doğmuştur. İmam el-Harameyn’den kelam dersleri almıştır.

-Genç yaşında Nizamu’l-Mulk’un kurduğu Nizamiye medreselerinde görev yapmaya başlamıştır.

*Eserlerinden bazıları şunlardır;

-Mişkatu’l-Envar -Fedaih’ul-Batıniyye -Kimyayı Saaet

-Makasidu’l-Felaside -Tehafutu’l-Felasife -İhya’u Ulumu’d-Din

-El-Munkizu min ed-Delal -El-İktisad fi’l-İtikad -Minazu’l-Amel

-Huccetu’l-Hakk -Cevahiru’l-Kur’an -Kıstasu’l Mustakim

* Gazali’nin metodunun en önemli özelliği ‘’şüphe ve hakikatı’’ arama özelliğidir.

  • Gazali’nin hakikatı arayanları sınıfladırdığı kitaplarından biri ‘’El-Munkizu min ed-Delal’’ ve ‘’Mişkatu’l- Envar’’ adlı eserleridir. ’El-Munkizu min ed-Delal’’ adlı eserinde hakikatı arayanları dört sınıfa

ayırmaktadır. Bunlar;

-Kelamcılar -Batıniler

-Filozoflar -Sufiler

*Gazali ‘’Mişkatu’l-Envar’’ adlı eserinde ise toplumu üç sınıfta incelemektedir. Bunlar;

-Karanlıkla perdelenmiş olanlar.

-Karanlıkla beraber nurla perdelenmiş olanlar.

-Nurla perdelenmiş olanlar.

*Gazali’ye göre bilgi edinme yolları Şunlardır;

-Duyular -Akıl

-Sezgi

Not: Gazali, şüphecilik konusunda ‘Descates’’e, nedensellik ilkesini red ederek David Hume’a, vesilecilik anlayışıyla ‘’Malebranche’’ye, varlıksal iyimserlik fikriyle de ‘’Leibniz’’e ilham kaynağı olmuştur.

  • Gazali’ye göre iman üç derecedir:

-Halkın imanı

-Kelamcıların imanı

-Ariflerin imanı

* Gazali felsefecileri üç kısıma ayrımaktadır:

Dehriler/Materyalistler; Kainatın yaratıcısını inkar edenlerdir.

Tabiiler/Naturalistler; Bunlar tabiatı inceleyerek Allahın varlığını kabul edenlerdir.

-İlahiler/İlahiyatçılar;

* Gazali’ye göre filozofların küfre düştükleri konular şunlardır:

-Alemin kadim sayılması

-Allah’ın cüz’i olan şeyleri bilmediği

-Haşrın ruhani olacağı

  1. İBN HALDUN:

-Tunus’ta doğmuştur.

  • İbn Haldun İslam düşünce tarihinde ‘’el-Mukaddime’’ isimli eseriyle tanınmaktadır. Mukaddime eseri İbn Haldun’un yazmış olduğu ’Kitabu’l-İlber’’ isimli eserinin giriş bölümüdür.

* İbn Haldun sosyolojinin, iktisatın ve tarih felsefesinin kurucusu olarak gösterilir.

  • Toplumsal yaşamı insan için zorunlu gören İbn Haldun toplumu ’bedevi’ ve hadari’ olmak üzere 2’ye ayırır.

  • İbn Haldun’da ‘’asabiyet’’ önemli bir kavramdır.

* İbn Haldun insanların ihtiyaçlarını 3 derecede inceler:

-Zaruri/Zorunlu ihtiyaçlar; Yeme, içme, barınma, korunma gibi..

-Haci ihtiyaçlar; Bunlar yaşmı kolaylaştıran ihtiyaçlardır.

Kemali ihtiyaçlar; Bilim, eğitim, estetik vb. kaygıların belirlediği ihtiyaç

Not: İbn Haldun bu hiyerarşisi Maslow’un ‘’ihtiyaçlar hiyerarşisini’’ anımsatmaktadır.

* İbn Haldun devleti insana benzetir. Buna göre nasıl insan doğar, büyür ve ölürse devletin kaderi de böyledir. Devletin aşamaları şu şekildedir (Tavırlar teorisi);

Zafer Otorite(istibdat) Refah Barış İsraf (şifre: ZORBİ )

Osmanlı’da Felsefe:

*Gazali sonrası ‘’tekrarcı dönem’’ denilen yeni bir devire girilmiştir ki bu dönemde mevcut eserlere şerhler, haşiyeler, ve ta’likler yazılmıştır.

*Osmanlı düşüncesinde Mantık (Aristo mantığı) en önem verilen ilimlerden birisidir.

*Osmanlı’da felsefi kelamın yanında tasavvufi bir renge bürünen felsefede ikinci bir ekol olarak neşet etmişti.

*Gazali’nin ‘’keşf’’i felsefeyle buluşturması İbnu’l Arabi vb. tasavvufçuların, fikirlerinin etkinliğini artırmıştır.

*Osmanlı düşünce dünyasında ’Fahreddin Razi’’nın ve ’İbnu’l Arabi’’nin görüşleri etkili olmuştur. Bunların dışında İşraki okulunun temsilcileride Osmanlı Devleti düşünce dünyasında var olmuşlardır. Not: İşrakiliğin Anadolu’daki en önemli temsilcisi ’Evhadu’d-din Hamid el-Kirmani’’dir.

Fatih Sultan Mehmet’ten Önceki Dönemde Bazı Düşünürler: DAVUD EL-KAYSERİ:

-İbn Arabi’nin vahdet-i vücud öğretisini kabul etmiştir.

-Aklın yanı sıra keşfi bilgiyide kullanmıştır. Onun aklı ve keşfi birlikte kullanması Osmanlı medreselerinin metodu haline gelmiştir.

ŞEYH BEDRETTİN/BEDRETTİN SİMAVİ:

-Ehl-i sünnete aykırı görüşlerinden dolayı eleştirilmiştir.

-Sosyalizmi çağrıştıran görüşleri vardır.

-En önemli eseri ‘’Varidat’’tır.

MOLLA FENARİ:

-Fahreddin Razi ekolünü Osmanlı medrese sistemine yerleştiren kişidir.

-Anadolu Aristo’yu onun sayesinde tanımıştır.

Fatih Sultan Mehmet’ten Tanzimat’a Kadarki Dönemde Felsefe:

*Fatih Sultan Mehmet, Aristo’nun Arapça’ya çevrilen eserlerini okumuştur. Onun bilim, sanat ve felsefeye açık bir insan olması bu alanlardaki gelişmeleri olumlu etkilemiştir.

*Fatih Sultan Mehmet’in Hocazade Muslihiddin Mustafa ve Alaaddin Ali Tusi’ye Gazali’nin ’Tehafutu’l- Felasife’’ ve İbn Rüşd’ün ‘’Tehafutu Tehafuti’l-Felasife’’ isimli eserlerini inceleyip tartışmalarını istemesi, sonucunda ise bu alimleri ödüllendirmesi Fatih’in ilme verdiği önemi göstermektedir.

En faziletli sadaka bir Müslümanın ilim öğrenmesi, sonra da onu Müslüman kardeşine öğretmesidir.” (Sünen-i İbn-i Mace)

Yorum Yap

Yorum Yap