1. Ana Sayfa
  2. DHBT-1
  3. Dhbt İslam İnanç Esasları Ders Notları
Trendlerdeki Yazı

Dhbt İslam İnanç Esasları Ders Notları

Web Sitemizi ziyarek ederek (siyer dersi kısa öz notlara ulaşabilirsiniz...! (3)
4

dhbt *İslam dinini oluşturan üç temel esas vardır. Bunlar;

-İtikadi(inanç) – KELAM

-Ameli (pratik) – FIKIH

-Ahlak – TASAVVUF

Kelam İlminin Tarifi:

*Sözlükte şu anlamlara gelir;

-Belirli söz yazı ya da işaret.

–Sözün kendisi değil onun ifade ettiği mana veya fikir.

dhbt Not: Mutezile, kelamın birinci anlamını kabul ettiğinden kelamullahın ezeli olma özelliğini inkar ederek Kur’an’ın mahluk olduğunu savunmuşlardır. Ehl-i sünnet ise ikinci tarifi kabul ederek kelam; zihinde oluşan bir fikirdir diyerek Kur’an’a Kelamullah derken, söz ve yazıyı değil sözün/ibarenin ihtiva ettiği

emirleri kast etmişlerdir. Böylece ‘’Kur’an mahluk değildir’’ demişlerdir.

Kelam ilmi konusuna göre;

-Allah’ın zatından, sıfatlarından,

-Peygamberliğe ait meselelerden,

-Yaratılış ve ahiret (mabde ve mead) itibarıyla yaratılmışların hallerinden,

-İslam ilke ve esaslarına göre bahseden ilim diye tarif edilmiştir. (Bu prensipten kast edilen kelam ilminin metodunu felsefenin metodundan ayırmaktır.)

*Kelam ilminin üç temel görevi ve gayesi vardır. İslam dininin inanç esaslarını akli ve nakli delillerle;

-İspat etmeye çalışmak,

-şüpheleri izale etmek,

-inanç esaslarını açıklamak.

*Kelam ilminin ele aldığı konular temel olarak üç başlık altında incelenir:

    1. Mesail: Ana konulardır, inanç ilkelerini kapsar. Bunlar;

İlahiyat, Allah’ın varlığı, birliği, sıfatları ve fiilleri yaratıp var etmesi ve tüm varlık alemiyle ilişkisini konu edinir.

-Nübüvvet, Vahye, meleklere, iman ve ilahi kitaplara iman incelenir.

-Semiyyat, Melek, cin, şeytan gibi görünmeyen varlıklar, kıyamet ve ahiret konuları incelenir.

    1. Vesail: Ana konuların anlaşılmasına yardımcı olan konulardır.

    2. Mekasıd: Amaçlardır.

Kelam İlminin Diğer İsimleri:

*el-Fıkhu’l-ekber: Ebu Hanife, kelam ilmi sahasında yazmış olduğu kitabına ‘el-Fıkhu’l-ekber’ adını verdiği için kelam ilmi bu isimle anılmıştır.

*Akaid: İman esaslarını konu edinen ilimdir.

*Tevhid ve Sıfatlar İlmi: Bu isim kelam ilmine konusu itibariyle verilmiştir.

*Usulü’d-din: Kelam ilmi, dinin aslını oluşturan inanç ilkelerini kendisine konu edindiği için bu isimle

adlandırılmıştır.

*Nazar ve İstidlal İlmi: Kelam ilmi, metot itibariyle tefekkürü, düşünmeyi ve akıl yürütmeyi esas aldığı için bu isimle adlandırılmıştır.

*Kelam: Bu ilmin en çok ve yaygın olarak kullanılan ismidir.

Kelam İlminin Ortaya Çıkmasının Nedenleri: A)Harici Sebepler:

*Yabancı unsurların İslam toplumuna girmesi

*Felsefenin etkisi

-Eski yunan ilimlerini Arapçaya tercüme faaliyeti Emevilerin son dönemlerinde başlamış, Abbasi halifelerinden ‘’ Mansur, Harun Reşid ve Memun’’ döneminde devam etmiştir.

Not: İlk tercümeler Halid b. Yezid. Muaviye. Ebi Süfyan döneminde başlamıştır.

-Felsefi anlamda ilk tercüme, halife Mansur Dönemi’nde yapılmıştır.

Not: Mantığı Arapçaya ilk tercüme eden ‘’İbn el-Mukaffa’’dır.

-Felsefenin sistemli bir şekilde tercümesi halife Memun döneminde tercüme faaliyetlerinin yürütülmesi için kurulan ‘’Beytü’l-hikme’’ ile başlamıştır.

Not: Kelam ile felsefenin yakınlaşmasından en fazla etkilenenler Mutezili alimler olmuşlardır. Ehl-i sünnet uzun süre bu etkileşime karşı durmasına rağmen ‘İbn Küllab’ ile beraber felsefi metodu kullanmaya başlamıştır.

B)Dahili Sebepler:

*Dini metinlerin yorumlanması (Kur’an ve Sünnet metinleri)

*Müslümanlar (Müslümanlar arasında ortaya çıkan siyasi çekişmeler önemli rol oynamıştır. Hz. Peygamber’in vefatından sonraki ‘Kırtas olayı, hilafet tartışmaları, Hz. Osman’ın şehit edilmesinden sonraki siyasi çekişmeler, iç savaşlar bunların sonucunda ortaya çıkan soru ve sorunlar ile bunlara verilen cevaplar kelam ilminin oluşmasında etkili olmuşlardır. )

Kelam İlminin Başlangıç Dönemi İnanç Grupları: 1.HAVARİC:

-Çıkmak, itaatten ayrılıp isyan etmek anlamlarına gelir.

*Müslümanlar arasında ortaya çıkan ilk itikadi fırka hariciliktir.

-Haricilik ilk nüveleri Hakem olayında Hz. Ali ve Muaviye arasında cereyan eden Sıffin Savaşın’dan sonra gerçekleşmiştir.

Not: Hariciliğin en belirgin özelliği taassup sahibi olmaları, zühde, takvaya çok önem vermeleri ve kendi dışındakileri ve kendi dışındakileri Müslüman kabul etmemeleridir.

*Hariciliğin diğer isimleri şunlardır;

-Şürat, Allah yolunda savaşıp onun yolunda canlarını ve mallarını cennet karşılığında satanlar.

Marika, Hasımları dinden çıkanlar anlamında isimlendirmişlerdir.

-Muhakkime, Allahtan başka hüküm koyacak yoktur sloganını kullandıkları için verilen isimdir.

-Vaidiyye, Kendi anlayışlarına uymuyan ve günah işleyenleri tekfir etmelerinden dolayı verilen isimdir.

Haruriyye, Sıffın Savaşı’ndan sonra Harura denilen bir bölgeye çekildikleri için verilen isimdir.

Not: Haricilik denilince ilk akla gelen ‘büyük günah işleyenin kafir’ olduğudur.

*Hariciler Şu kollara ayrılmışlardır; -Haruriye -Ezarika -Necedat -Sufriyye -Acaride

-Sealibe -ibaziyye’dir.

2.ŞİA:

-Fırka, cemaat, taraftar anlamlarına gelmektedir.

Not: Şia, ‘‘Zeyd b. Ali’yi yüzüstü bırakıp öldürülmeye terk edenler’’ anlamında ‘’Rafazı’’ olarak da isimlendirilirler.

*Şia, Hz. Ali’nin Hz. Peygamber’den sonra nass ve tayinle imam olduğuna, imametin kıyamete kadar onun soyunda devam ettiğine inanan şahıs veya toplulukların müşterek adıdır.

*Şiiliğin ana kolları şunlardır;

-Zeydiye -İsmailiye -İsna Aşeriye-İmamiye

*İmamiye İran’ın resmi mezhebidir. Günümüzde Şiilik denildiği zaman imamiye ekolü anlaşılır.

dhbt Not: İmamiye’nin kabul ettiği dini esaslar şunlardır; Tevhid, Nübüvvet, İmamet, Adalet ve Ahiret.

*İmamiye’nin Bazı Görüşleri Şunlardır:

Reca, ahir zamanda mümin veya kafir bir takım kişiler dünyaya geri döneceklerdir.

-Mehdi, 12. İmam mehdi olarak gelecektir.

Beda, Allah’ın belli bir biçimde vuku bulacağını haber verdiği bir şeyin, daha sonra farklı şekilde gerçekleşmesini ifade eden görüşleridir.

İmamet, nass ve tayin ile olduğuna inanıp insanların seçimine bırakılmadığını söylerler.

Takiye, sakınma, korkma, kendini koruma

dhbt Not: Şia denince ilk akla gelen ‘’imametin nass ile belirlendiği ve bunun da Hz. Ali ve çocuklarının hakkı olduğudur.

  1. MÜRCİE:

-Tehir eden, erteleyen, geriye bırakan anlamlarına gelir. Terim olarak, büyük günah işleyenin fasık olduğunu, ancak ahiretteki durumunun Allah’a bırakılması gerektiğini kabul eden şahıs veya toplulukların müşterek adıdır.

Not: Mürcie, büyük günah işleyenin ahirette cezalandırılıp cezalandırılmayacakları konusunda bir görüş belirtmedikleri için ‘’Şükkat (şüpheciler) ’ diye de isimlendirilmişlerdir.

-Emevi ve Abbasi yönetimleri Haricilerin yayılmasına karşı Mürciye mezhebini desteklemişlerdir.

Not: Hasan b. Muhmmed İnbü’l-Hanefiyye’nin kaleme aldığı ’Kitabü’l-İrca’’ adlı eser Mürcie ile ilgili ilk eserdir.

dhbt Not: Mürcie denince akla ilk gelecek olan; günah işleyenlerin akıbetlerinin Allah’a havale etmeleridir.

  1. CEBRİYE:

-Bozuk olan bir şeyi ıslah edip düzeltmek; birine zor kullanarak iş yaptırmak anlamlarına gelir. Cebriye, insanlara ait fiillerin oluşmasında kulun seçim hakkının ve kudretinin bulunmadığı, tek failin Allah olduğunu savunanların müşterek ismidir.

*Cehm b. Safvan tarafından kurulduğundan dolayı ‘’Cehmiye’’ olarak da anılmıştır.

Not: Cebriye denince akla ilk gelecek olan, insanın özgür iradesinin olmadığıdır. İnsan rüzgarın önündeki kuru yaprağa benzer.

  1. KADERİYYE:

-Kaderiyeye göre insan hür ve bağımsız iradesiyle hareket eder. Fiillerini kendi gücüyle yapar. Kurucuları ’Ma’bed el-Cüheni, Gaylan ed-Dımeşki ve Katade’dir.

dhbt Not: Kaderiye denince akla ilk gelecek olan şey; insana özgür irade vermeleridir. İnsan kendi fiilinin yapıcısıdır.

  1. SIFATİYE:

-İlahi sıfatların Allah’a nispetini benimseyenler anlamındadır. Terim olarak, Allah’a sıfat nispet eden bütün fırkaları içine alan şemsiye bir terimdir.

Not: Allah’a sıfat nispetini reddedenlere ‘Müfat ve Muattıla’ adı verilmiştir.

*Sıfatiyye’yi kabul eden ekoller şunlardır;

Ashabu’l-Hadis -Külabiyye

-Kerramiye -Müşebbihe -Mücessime

MUTEZİLE:

-Hicri II. Asrın başlarında Basra’da ortaya çıkan Mutezile, kelamın kurucusu olarak kabul edilmektedir.

-Mutezili alimler nakli, akli prensipler ışığında yorumlayarak bu metod ile kelamı ilk defa sistemleştirmişlerdir.

-Mutezile terim olarak, itikadi meselelerin yorumunda naklin yanında akla ve insan iradesine öncelik veren kelam mezhebi olarak tanımlanır.

dhbt Not: Mutezili kendisini tevhit ve adalet ehli olarak tanımlamaktadır.

*Mutezili mezhebinin Beş Temel İlkesi:

*Tevhit; Mutezilenin ‘tevhit’ ilkesinin gereği olarak;

-Allah’ın kelam sıfatı hadistir.

-Kur’an mahluktur.

-Allah ahirette gözle görülmeyecektir.

*Adalet; Mutezile adalet prensibine özel bir önem verdikleri için kendilerine ‘’ehlü’l-adl’’ ismini vermişlerdir.

*Va’d ve Va’id; Va’d, iyi işler yapanların ahirette mükafatlandırılması; Va’id ise kötü amel işleyenlerin ahirette cezalandırılması anlamlarına gelmektedir.

*el-Menzile beyne’l-menzilteyn; iki yer arasında bir konum

*emr bi’l-ma’ruf nehy ani’l-münker;

dhbt Not: Abbasi halifeleri Me’mun, Mutasım ve Vasık’ın iktidarlarında Mutezile mezhebi en parlak dönemini geçirmiştir.

*Mutezilenin temsilcileri şunlardır;

Vasıl b. Ata – Amr b. Ubeyd -Ebu’l-Huzeyl el-Allah

-İbrahim en-Nazzam -Cahız -Ebu Ali el-cübbai

-Ebu Haşim el-Cübbai -Kadı Abdulcabbar -Zemahşeri

Kelam İlminin Geçirdiği Evreler:

Hz. Peygamber Dönemi ve Kelam:

-Vahiy nüzulü devam ediyor ve hiçbir İslami ilim oluşmamıştır. Dolayısıyla bu dönemde kelam ilminin varlığından da bahsedilmez.

Selef Dönemi:

Not: Selef metod olarak şu yolu benimsemiştir; Te’vilden, akıl ve felsefi izahlardan uzak durulması ve delillerin sadece naslarda, yani kitap ve sünnette aranması.

*Selef metodunun esasları şunlardır;

-Takdis, Allah’ı cismani olan şeylerden uzak tutup layık olmadığı şeyi ona yakıştırmamak.

-Tasdik, Allah’ın zatı ve sıfatları hakkında bildirilen ayetleri aynen kabul edip inanmaktır.

-İtiraf-ı acz, Naslarda görülen müteşabih ve üstü kapalı bilgilerin hangi maksada yönelik olduğunu bilemeyeceğimizi itiraf etmek.

-Sükut, Açık olamayan müteşabih konular hakkında soru sormamak.

-İmsak, Kapalı naslar hakkında tevil ve tefsirden kaçınmak, zihni kapalı dili baliğ tutmak.

Keff, Kalbi müteşabih konularla meşgul etmemek onlar üzerinde düşünmemek.

-Marifet ehline teslim olmak,

Not: Selef metodunun temsilcileri; Hasan el-Basri, Ebu Hanife, İmam Malik, İmam Şafii, Ahmed b. Hanbel

  1. Mütekaddimun Dönemi Kelam İlmi: dhbt 

-Bu dön Mutezili ve Ehl-i sünnet kelam ekolünün oluşum ve gelişim sürecidir.

Not: En karakteristik özelliği, dini konularda felsefi yolun, aklın ve mantığa ait kuralların kullanılmaya başlanmasıdır.

Not: Sünni kelam hareketi ‘’İbn Küllab’’ ile başlamıştır. (Kalanisi ve Muhasibi’de sünni kelamın öncüleri kabul edilir.)

**Mütekaddimun dönemi, delillendirme yöntemleri istişhad/istidlal bi’ş şahid ale’l-ğayb (duyularla algılanamayan/bilinmeyen bir şeyin duyularla algılanan/bilinen bir şeye kıyasla ortaya çıkarılması) ve sebr ve

taksimle istidlal ( hakkında iki veya daha fazla hüküm verilme ihtimali olan bir düşünceye dair ihtimallerin ortaya konulması, yanlış olanların ayıklanıp doğru olanda karar kılınması) ‘dır.

  1. Ehl-i Sünnet:

**Ehl-i sünnet; ilk dönemlerde tek bir halife ya da başkan etrafında bir araya gelen bütün Müslümanları, çoğunluğu veya çoğulcu siyasi-toplumsal yapıyı ifade etmek için ‘’es-sevadu’l-azam’’ ismiyle anılmıştır.

-Ehl-i sünnet kendini fırka-i naciye yani kurtuluşa eren fırka olarak görmüştür.

  1. Eş’ari ve Eş’ari Kelam Ekolü:

*Eş’ari’ye göre Allah’ın, kudret, ilim, irade, semi, basar, ve kelam olmak üzere altı kadim sıfatı vardır. Kur’an, Allah’ın kelamıdır ve kadimdir. Allah ahirette görülecektir. İnsan ait tüm fiiller Allah tarafından yaratılmıştır.

*Eş’ari’nin Başlıca Temsilcileri;

-Ebu Bekir el-Bakıllani – İcazu’l Kur’an, Kitabu’t-Tevhid

-İbn-i Fürek – Risale fi-İlmi’T-Tevhid, el-hudud fi’l-Usul

-Abdu’l Kadir el-Bağdadi — Usulu’d-Din, el-Fark Beyne’l-Fırak

-İmamu’l Harameyn el-Cüveyni – el-İrşad ( el-Şamil fi’Uusuli’diDin isimli eserinin özetidir.)

Maturidilik:

*Maturidi’ye göre, dine ait bilginin kaynakları şeriat ve akıldır.

*Allah’ı bilmek için haberciye ihtiyaç yoktur. Elçi olmasa da Allah’ın varlığı ve birliği akıl ile bilinebilir.

*Maturidiliğin başlıca Temsilcileri;

-Ebu’l Mu’in Nesefi — Tebsiratu’l-Edille, et-Temhid

Ömer Nesefi — Akaid-i Nesefi, Tefsir-i Teysir

-Nureddin el-Sabuni — el-Kifaye fi’l-hidaye, el-Bidaye fi usuli’d-din

Not: İslam düşünceinde akla önem verme sıralaması şöyledir; İslam filozofları-Mutezile-Maturidiler- Eş’ariler-Selef

Müteahhirun Dönemi:

*11.yüzyıldan başlayıp günümüze kadar uzanan geniş bir zaman dilimini içine almaktadır.

Not: Bu dönemin en önemli siması mantık ilmine verdiği değer ile ‘’Gazzali’’ olmuştur.

Not: Kelam ve İslami ilimler ‘’Taftazani’’ ile birlikte büyük bir suskunluğa girmiştir.

Not: Bu dönemdeki üçüncü önemli sima Mısırlı alim ‘’el-Fadili’’ olmuştur.

*Müteahhirun dönemi’nin temel meselesi ‘’varlık’’ olmuştur. Metot olarak felsefe ve mantık kelam ilmine dahil edilmiştir.

*Müteahhirun dönemi şu üç ana başlık altında incelenebilir:

Kelam’da Gazzali Dönemi;

-Aristo mantığının esaslarını benimsemiştir. Mantık bilmeyenin ilmine güvenilmeyeceğini (el-Mustasfa

eserinde) belirtmiştir.

-Bakıllani’nin kabul ettiği ‘’İn’ikası’ı edille’’ nazariyesini reddetmiştir.

Gazzali Sonrası Felsefi Dönem;

*Dine ait konuların felsefi metotla açıklanabileceği anlayışının hakim olduğu bir dönemdir.

*Temsilcileri şunlardır;

-Şehristani — el-Milel ve’n-Nihal

Fahreddin el-Razi — el-Muhassal, el-Mebahisu’l-Meşrikiyye

Seyfuddin el-Amidi — Ekbaru’l-Efkar, Gayetu’l-Meram

-Kadı Beydavi — Tevaliu’l-Envar min Metalii’l-Enzar

-Adudiddin el-İci — el-Mevakıf, Akaidu’l-Adudiyye

Seyyid Şerif Curcani — Şerh’ul-Mevakıf

Saduddin Taftazani — el-Mekasıd, Şerhu’l-Mekasıd

Taftazani Sonrası Tekrarcı Dönem;

*Bu dönem daha önce yazılan eserlere şerh, haşiye ve taliklerin yazıldığı dönemdir.

*Temsilcileri; Molla Fenari, Hayali Ahmed Efendi, Hocazade, Kestelli Muslihiddin Mustafa, İbn Kemal, Aliyu’l Kari, İsmail Gelenbevi gibi şahsiyetlerdir.

Not: Muteahhirun dönemi delillendirme yöntemleri tümevarım, tümdengelim kıyas ve kıyasu’l-ğaib ale’ş-şahit (görünenden görünmeyene ulaşmak) ‘tır.

Yeni Kelam Dönemi:

*XIX. Yüzyıla gelindiğinde Batı’dan İslam dünyasına yayılan materyalist, pozitivist, determinist düşünce ve anlayışlara karşı Müslüman bilginlerin rahatsızlık duydukları ve bunlara karşı koymak için bir çaba sarfettikleri görülmektedir.

Not: Yeni ilm-i kelam, XIX. yy.da ortaya çıkan materyalizm ve felsefi bir düşünce olarak pozitivizm

akımlarını reddetmiştir. Bu akımlarla mücadele ederek İslamın inanç konularını ispat ve izah etmiştir.

Not: ‘’Şibli Nu’mani,’’ ‘’Yeni İlmi Kelam’’ tabirini ilk kullanan kişidir.

*Başlıca temsilcileri şunlardır;

-Muhammed Abduh — Risaletu’t-Tevhid, Risaletu’l-Varidat

Seyyid Ahmed Han — Tahrir fi usuli’t-Tefsir

-Abdullatif el-Harputi Tenkihu’l-Kelam

İsmail Hakkı İzmirli Yeni İlm-i Kelam

Bilgi ve Delil: Bilgi:

*Bilgi 2’ye ayrılır:

  1. Kadim Bilgi; Allah’a ait olan bilgidir.

  2. Hadis Bilgi; İnsana ait olan bilgidir. Kendi içinde 2’ye ayrılır:

  1. Nakli(Kur’an-Sünnet) bilgi, Yakini ve Zanni bilgidir.

  2. Akli bilgi, Zaruri/Bedihi bilgi ve İktisabi/İstiblali-Nazari bilgidir ( Burhani (kesin) ve Hatabi (şüpheli) olmak üzere iki kısma ayılır.

Bilginin Kaynakları/Bilgi Edinme Yolları: 1.Duyu Organları;

-Duyu organları aracılığıyla somut bilgiler elde edilir.

  1. Akıl;

-Akıl aracılığıyla soyut bilgiler elde ederiz.

Not: Keşif, ilham ve rüyalar İslam alimleri arasında inanç alanında bilgi kaynağı olarak kabul görmemiştir.

  1. Haber;

-Haber kişide aktarma yoluyla meydana gelmiş veya meydana gelecek olan gerçeğe uygun bilgidir.

-Mütevatir haber ve resul’ün haberi olarak iki kısma ayrılır.

Bilginin Dereceleri:

*Kesinlik ifade eden bilginin dereceleri üçtür;

1.İlme’l-Yakin: Aklın ve haberin ifade ettiği bilgidir.

  1. Ayne’l-Yakin: Bilginin bizzat selim duyu organlarıyla müşahede edildiği veya tecrübe edildiği bilgilerdir.

  2. Hakka’l-Yakin: Yaşanarak edinilen bilgileridir.

Not: Bir yerde bulunan ateşim varlığını okuyarak elde ettiğimizde ‘ilme’l-yakin’ sahibi oluruz. Ateşi gördüğümüzde ‘ayne’l-yakin’ sahibi olur, ateşe dokunduğumuzda ise elimiz yandığında bizzat

yaşadığımız için ‘hakke’l-yakin’ sahibi oluruz.

Not(2): Diğer ders notları için bu linke tıklayarak ulaşabiliriz. https://diyanetbilgi.com/dhbt-2/

Bu ders notları hiçbir şekilde kopyalanıp paylaşılamaz telif hakları diyanetbilgi.com web sitesine aittir

soru çözmek için tıklayın