1. Ana Sayfa
  2. Diğer
  3. Dhbt İman Esasları Ders Notları

Dhbt İman Esasları Ders Notları

Dhbt İman Esasları Ders Notları

İMAN VE ESASLARI DERS NOTLARI

*İslam iman esaslarından ‘’akide/akaid’’ olarak da bahsedilir. Akide sözlükte; gönülden bağlanılan, düğüm atılmışçasına sağlam inanılan şey demektir.

İmanın Dereceleri:

*İman bireyde ya tahkike ya da taklide dayanır.

Not: Ebu Hanife, Maturidi ve Eş’ari mukallidin imanının geçerli olduğuna hükmetmişlerdir. Mutezile

mezhebi ise muhakallidin imanının geçersiz olduğuna hükmetmiştir.

İmanın Hakikati:

*Kişinin iman edip etmediği, imanın ne olduğu ile ilgilidir ki İslam alimleri bu konuda ihtilaf etmişlerdir:

-İman Kalbin tasdikidir; Maturidi, Eş’ari, Bakıllani, Cüveyni, Gazzali ve en-Nesefi gibi islam alimleri imanın kalbin tasdiki olduğunu söylemişlerdir.

-İman Dilin ikrarıdır; Mürcie ve Kerramiye mezhepleri bu görüştedir.

-İman Bilmektir: Cehmiyye mezhebi bu görüştedir.

-İman; Tasdik, İkrar ve Ameldir; Harici, Mutezile, Selef, Şia ve Zeydiyye bu görüştedir. Bu üç rükünden birini yapmayan kişiye mümin denmez.

Not: Şafii, Malik, Ahmed b. Hanbel, İbn Teymiyye ve İbn Hazm gibi ehl-i sünnet alimlerine göre de amel imandadır. Fakat onlar amel etmeyen veya büyük günah işleyenleri küfür ile itham etmezler.

İmanın Artması ve Eksilmesi:

*İmanda artma ve eksilme kabul edenler; Selefiye, Eş’ari, Mu’tezile, Şia, Zeydiye ve Hariciye

mezhepleridir.

*Ebu Hanife ve ashabı, iman ne artar nede eksilir. İmanda herkes eşittir görüşündedirler.

Büyük Günah:

*Mutezileye göre, büyük günah işleyenler iki menzil arasında bir yerdedir ve fasıktırlar.

*Haricilere göre, kebire sahipleri kafirdir.

*Ehl-i sünnete göre, büyük günah işleyenler mümindir.

*Mürcie’ye mezhebi, büyük günah işleyenlerin durumunu ahirete irca (erteleme) ederler.

İmanın Makbul Olma Şartları:

-İman son nefeste ve ümitsizlik halinde olmamalıdır.

-Dinin esas ve hükümlerini yok sayan, hafife alan veya alay eden bir davranış sergilememelidir.

-Dini hükümlerin hepsinin güzel olduğunu kabul etmelidir.

-Mümin alçak gönüllü olmalı, azap bana dokunmaz dememelidir.

Muvafat:

*Sözlükte, ‘sözünde durmak, birine hakkını tam ödemek; benzemek, misli olmak’ anlamlarına gelir.

Terim olarak, Allah’ın ilmiyle kulun ölüm anında iman-küfür açısından durumu arasındaki ilişkiyi, bunun dünya hayatında ilahi rıza ve gazapla ilişkisini anlatır.

Not: Ehl-i sünnet kelamcıları içinde ilk defa ‘’İbn Küllab’’’ ‘muvafat’ görüşünü benimsemiştir.

Allah’a İman/Allah’ın Varlığı:

*Mezheplerin Allah’ın varlığı ve birliği ile ilgili metotları şöyledir:

Ebu Hanife; Nazar/İsidlal

-Mutezile; Akli/Nazari

-Maturidi; Akli

-Eş’ari; Nass/Kitap-Sünet-İcma

*İslam alimlerinin Allah’ın varlığı ve birliği ile ilgili ortaya koyduğu delillerden bazıları şunlardır:

  1. Allah’ın Varlığının Delilleri:

    1. Hudus Delili; Her hadisin bir muhdisinin bulunması akli bir zorunluluktur.

-Hudus delili kelamcıların delilidir.

Not: İbrahim (as)’ın Allah’ı araması ile ilgili ayetler hudus deliline örnek gösterilir.

b.İmkan Delili; Kindi, Farabi ve ibn-i Sina gibi filozofların kullandığı delildir. Bu delil felsefi karakterlidir. c.Kemal Delili; Allah dışında hiçbir şey mükemmel değildir. Allah dışında var olan her şey eksiktir ve

kemale doğru bir özlem duyar.

  1. Gaye ve Nizam Delili; Bu delile ‘’inayet, hikmet ve itkan ‘’ delili de denir. Hepsinin ortak ismi ise ’teleolojik delil’’ dir.

  2. Fıtrat Delili; İnanma fıtri bir ihtiyaçtır.

  3. Kabul-u Amme Delili; İnsanlar tarihin her çağında mabetsiz, tapınaksız, ibadetsiz, kısaca dinsiz

yaşamamışlardır. Tarihin tanıklık ettiği bu ortak fikir Allah’ın varlığı ve birliğine delalet etmektedir. g.İnayet Delili; Yeryüzündeki bütün varlıklar insanın varlığına uygun yaratılmıştır. Bu delili en fazla kullanan ‘İbn Rüşd’tür.

  1. Allah’ın Birliğinin Delili:

    1. Temanu Delili; İki Tanrı varsayımına dayanarak Allah’ın birliğini temellendirmeye alışan ve İslam kelamcıları tarafından Kur’an’dan hareketle geliştirilen delidir.

    2. Burhan-ı Tevarud Delili: Eğer yerde ve gökte birden fazla ilah olsaydı, bu alem;

-Ya bütün ilahların müşterek kuvvet ve kudretiyle var olmuştur ki bu durum uluhiyetle bağdaşmaz.

-Veya alem bu ilahlar tarafından ayrı ayrı yaratılmıştır ki bu durumda alem ilahların biri tarafından yaratılmışsa diğeri lüzumsuz olur.

-Veyahut eşya, ancak birinin irade ve kudretiyle yaratılmıştır. Bu üç ihtimal batıl olunca Allah’ın vahdaniyeti ortaya çıkar.

Not: İslam filozofları hudus, imkan, gaye ve nizam deliline ek olarak ’İlk sebep-ilk illet delili ile Ekmel varlık (İlk defa FARABİ tarafından kullanılmış, Zihinde büyük ve mükemmel varlık vardır.)

Allah’ın Sıfatları: Allah’ın Zati Sıfatları:

-Vücut; Varlığının kendinde olması

-Kıdem; Allah’ın ezeli olması

-Beka; Allah’ın gelecek yönünde bir sonunun bulunmaması.

-Vahdaniyet;

-Muhalefetün li’l-havadis; Yaratılmış hiçbir varlığa benzememesi

Kıyam bi nefsihi; Varlığı kendi zatıyla kaimdir.

Not: Allah’ın zati sıfatlarına TENZİHİ/SELBİ sıfatlar da denir. Allah’ın ne olmadığını anlatan sıfatlardır.

Allah’ın Subuti Sıfatları:

Hayat; Allah’ın diri ve canlı olmasıdır.

İlim; Allah’ın her şeyi bilmesidir.

İrade; Allah’ın hiçbir sınırla kayıtlı olmayacak şekilde dilemesidir.

Kudret; Dilediği her şeye güç yetirebilmesidir.

-Tekvin; Allah’ın dilediği herhangi bir şeyi yoktan var etmesidir. (Maturidilere göre tekvin sıfatı vardır,

Eş’arilere göre tekvin sıfatı yoktur. )

-Kelam;

-Semi; -Basar;

Allah’ın Fiili Sıfatları:

*Kudret sıfatının taalluku olarak ortaya çıkan sıfatlara denir.

-Tahlik (yaratma) -Terzik (rızık verme)

-İnşa (bir araya getirerek yaratma) -İbda (benzersiz olarak yaratma )

-İhya (diriltme ) -İmate (Öldürme )

vb. terimlerle ifade edilen fiiller, Allah’ın fiili sıfatlarını oluşturmaktadır.

Allah’ın Haberi Sıfatları:

*Kur’an’da geçen Allah’ın eli, Allah’ın arşa istivası haberi sıfatlardandır.

Not: Hanbeli ve Ehl-i sünnet alimleri bu sıfatları te’vil etmeden kabul etmişlerdir. Mutezili ve sunni kelamcılar bu sıfatları te’vil etmişlerdir.

Not: Allah’ın zatından başka sıfatı olmadığı fikrini ilk dile getirenler Cad b. Dirhem ve Cehm b. Safvan’dır.

*Sıfatlara karşı alınan tavırlar mezheplerin teşbih (Allah’ı insana benzetmesi ), tescim (Allah’ı cisim olarak kabul etme ) ve tenzihçi isimlerden biriyle anılmalarına sebep olmuştur.

Peygamberlere İman:

-Peygamber sözcüğü Farsçadan dilimize geçmiştir.

-Peygabmerlik, Allah tarafından verilir, yani vehbidir.

*Kur’an’da 25 peygamberin ismi geçmektedir. Kaynaklarda nebilerin sayısının 124bin, resullerin sayısı ise 313 olduğu belirtilir.

*Kur’an’da ismi geçtiği halde peygamber mi yoksa veli kul mu oldukları tartışılanlar;

Zülkarneyn

Üzeyr

Lokman

Not: Eş’ari kadınların nebiliğini kabul etmiş, ancak onlardan resul gönderilmediğini ifade etmiştir.

Allah’ın Peygamber Göndermesi:

*Mutezile mezhebi; Allah’ın peygamber göndermesini salah-aslah açısından ele alır. Peygamberin gönderilmesi de insanların faydasına olduğuna göre Allah’ın peygamber göndermesi vaciptir. Şia mezhebi de bu görüştedir.

*Ehl-i sünnet kelam alimleri ise, Allah’ı hiçbir mecburiyet ve zaruretle nitelendirmez. Allah mülkünde dilediği gibi tasarrufta bulunur.

Not: İbnü’r-Ravendi ve Ebu Bekir Razi peygamberliğin gerekliliğine karşı çıkmışlardır.

Peygamberlik ile İlgili Kavramlar:

*Vahiy: Allah Şura suresinde insan ile üç şekilde konuşacağını belirtmektedir;

-Allah’ın doğrudan doğruya vahiy etmesi

-Allah’ın perde arkasından vahiy etmesi

-Allah’ın melek aracılığıyla vahiy etmesi

Not: İlham da tasavvuf ehlince delil sayılmaktadır. Onlara göre nebiler vahiy, veliler ise Allah’tan ilham alırlar.

*Resul: Kendisine Allah tarafından kitap verilen peygamberdir.

*Nebi: Kendisine Allah tarafından kitap indirilmemiş peygamberdir.

Not: Kur’an; Musa, Harun ve İsmail’den resul-nebi diye bahsetmiştir. ( Hadid ve Saffat suresi) Bu ayetlere göre hem resullere hem de nebilere kitap verilmiştir.

Not: Kur’an, azim ve sebat sahibi peygamberlerden ’Ulu’l-Azm’’ diye bahseder. Nuh, İbrahim, Musa, İsa, Muhammed as. Ulu’l-azm peygamberleridir.

*Mucize:

Kur’an’da söz konusu edilen mucizelerden bazıları şunlardır;

-Hz. İbrahim’in Nemrud tarafından ateşe atılması (Enbiya )

-Hz. Musa’nın asasının yılan olması, denizi yarması ( A’raf – Taha )

-Hz. Süleyman’ın kuşla konuşması, karıncanın sözünü anlaması ( Neml )

-Hz. İsa’nın ölü diriltmesi, çamurdan yaptığı kuşa üfleyerek kuşun uçması, anadan doğma körü ve alaca hastalığına yakalanan bir kişiyi iyi etmesi ve havarileri isteği üzerine gökten sofra indirmesi ( Maide Al-i İmran )

*Olağanüstü durumlar ile ilgili kavramlar;

-İstidrac, Kafir, günahkar kişilerin arzularına uygun olarak meydana gelen olaylardır.

-Keramet, Allah’ın veli kullarının göstermiş oldukları olağanüstü haller.

-İrhas, Peygamberlerin peygamber olmadan önce gösterdikleri olağanüstü olaylardır. (Hz. İsa’nın kundakta konuşması )

-İhanet, Kafir ve günahkar kişilerin arzu ve isteklerine aykırı olarak meydana gelen olaylardır. (Peygamberlik iddiasında bulunan Müseylime tek gözü kör olan bir adama gözünün açılması için dua etmiş adamın diğer gözü de kör olmuştur. )

-Maunet, Allah’ın veli olmayan bir kulunu darda kaldığı bir sırada olağanüstü bir şekilde bu durumdan kurtarmasıdır.

Not: Hz. Peygamber ile ilgili kullanılan ’Hatemen Nebiyyin’’ Kur’an’da ‘’Ahzap’’ suresinde geçmektedir.

Kur’an’da Adı Geçen Peygamberler:

-Adem

-İdris

-Musa

-Nuh

-Harun

-Davut

-Hud

-Salih

-İbrahim

-Lut

-İsmail

-İshak

-Yakup

-Yusuf

-Eyyub

-Şuayb

-Süleyman

-Zülkifl

-Yunus

-İlyas

-Elyesa

-Zekeriyya

-Yahya

-İsa

-Muhammed

İmamet:

Şia inancına göre imamet, dinin inanılması gereken esaslarından biridir. İmamlar masumdur.

Haricilere göre, imam halk tarafından seçilmelidir. Halifenin Kureyş’ten olma şartı yoktur. Hariciler imamet konusunda siyasal eşitliği savunmuşlardır.

Meleklere İman:

*Nurani varlıklar olan meleklerin varlığı dinen ve aklen mümkündür.

*Meleklerin Hz. İbrahim ve Hz. Lut’a insan suretinde geldiği Kur’an’da bildirilmektedir.

Meleklerin Özellikleri:

-Melekler insandan önce yaratılmışlardır.

-Meleklerde insana ait özellikler yoktur.

-Melekler günahsız varlıklardır.

-Normal şartlarda melekler gözle görülmezler.

-Melekler konuşan varlıklardır.

-Meleklerin kanatları vardır ve çok hızlı hareket ederler.

-Melekler gaybı bilmezler.

-Melekler tabiatın idaresi ile görevlidirler.

-Melekler semada ikamet ederler.

Not: Yedinci semada melekler için inşa edilmiş ikametgâha ‘’Beyt-i Ma’mur’’ denir.

Not: Muhammed as. İnsanlara ve cinlere peygamber olarak gönderildiği için ‘’Resulu’s-Sakaleyn’’ diye isimlendirilmiştir.

Kitaplara İman:

*Allah’ın elçileri aracılığıyla insanlara gönderdiği kitaplara ’Kütübü Münzele’’ ve ‘’ Semavi kitap’’ olarak da adlandırılır.

*Allah’ın suhuf verdiği peygamberler şunlardır;

-Adem 10 sayfa

-İbrahim 10 sayfa

-İdris 30 sayfa

-Şit 50 sayfa

İlahi Kitaplar:

*Tevrat:

Kanun, talim, şeriat anlamlarına gelir.

-Tevrat’a Ahd-i Atik ve Ahd-i Kadim de denilir. Tevrat’ın genel isim olduğu kitabın üç bölümü vardır;

1.Bölüm; Tevrat ( kanun kitabı ) bölümüdür. Bunlar ‘’Tekvin, Çıkış, Leviler, Sayılar ve Tasniye’’ bölümleridir. Hz. Musa’ya verilen asıl Tevrat’ın bu olduğu belirtilmektedir.

2.Bölüm; Nebim ( Nebiler kitabı ) bölümüdür.

3.Bölüm; Ketubim ( Yazılar kitabı) bölümüdür.

*Zebur:

-Yazılı şey, kitap anlamlarına gelir.

-Eski Ahit’te yer alan mezmumların Zebur olduğu söylenir.

-Zebur yeni dini hükümler getirmemiştir.

*İncil:

Ahd-i Cedid ( Yeni ahit) olarak geçen mecmuadan oluşur. Bu mecmua ‘’Matta, Marks, Luka, ve Yuhanna’’ incillerinden oluşur.

-Hz.İsa’nın havarilerinden olan Barnabas’a atfedilen ‘’Barnabas İncili’’ de vardır. İncillerin aslına en yakın olanı Barnabas İncilidir.

Ahirete İman/Kıyamet:

Not: Ahiret konuları kelamcılar tarafından ilahiyat, nübüvvet ve semiyat olarak üç temel başlık altında ele alınır. Semiyat ahiret hayatını konu edinir.

*Ehl-i sünnet alimleri kabir azabı veya nimetini ruh ve bedenin birlikte tadacaklarını ifade etmişlerdir.

İbn Hazm’a göre ise nimet veya azaba düçar olan sadece ruhtur.

Not: Mutezile kabir hayatının varlığını kabul etmemektedir.

Kıyamet:

*Kur’an’da kıyamet kelimesinin yerine şu isimler kullanılmaktadır;

Saat Vaka/gerçekleşmesi kaçınılmaz olan –Hakka/kesin olarak meydana gelecek olan olay

Es-Sahha/kulakları sağır edecek şekilde yüksek ses –Gaşiye/Varlıkları saran olay

Karia/kainatın büyük bir gürültü ile sarsılması -Racife -Tamme

Not: Kıyametin küçük alametleri literetürde ’Fiten’ ve ’Melahim’’ başlığı altında toplanan mesajlardan oluşmaktadır.

Not: Ehl-i sünnete göre tekrar dirilme cismani olacaktır. Bazı filozoflar ise dirilişin ruhani olacağını iddia ederler.

Cehennem:

*Cehennem ‘’derin kuyu’’ anlamına gelmektedir.

*Cehennemin bazı isimleri şunlardır;

Hutame -Sair -Cahim -Haviye -Nar

-Daru’l-Bevar -Hamim -Leza -Suu’d-Dar -Azabu’l-Harik

*Mutezile, Harici; Şia ve Ehl-i sünnetin çoğunluğuna göre kafirlere uygulanacak cehennem azabı ebedidir.

*Cehm b. Safvan, İbn Teymiye, İbn Kayyım el-Cevziyye gibi alimlere göre ise cehennem azabı asırlarca sürecek sonra bir gün sonra erecektir.

Cennet:

*Cennet ‘’bahçe, ağaçlarla örtülmüş yer’’ anlamlarına gelir.

*Cennetin bazı isimleri şunlardır;

-Cenneti Adn -Firdevs -Daru’l-Mukame

-Cenneti’n-Naim -Darus’s-Selam

*Ehl-i sünnete göre müminler cennete Allah’ı gözleriyle göreceklerdir.

*Mutezile ve Şia mezheplerine göre ise Allah ahirette görülmeyecektir.

Kaza ve Kadere İman:

Not: Kaza ve Kader inancı Allah’ın subuti sıfatları ile ilgili bir konudur. Kader Allah’ın ilim ve irade sıfatının bir sonucu, Kaza ise tevin ve kudret sıfatlarının sonucudur.

*Eş’ari’ye göre kader; ‘’Allah’ın ilmiyle takdir ettiği şeylerin vakti gelince iradesi doğrultusunda yaratmasıdır.’’ Kaza ise; ‘’Allah’ın ezeli karar ve hükmüdür.’’ Eş’arilerin kaza ve kader tanımları

Maturidilerin kaza ve kader tanımının tersidir. Yani Eş’ari’nin kaza dediğine Maturidi kader, Eş’ari’nin kader dediğine Maturidi kaza demektedir.

İnsanın Fiilleri:

*Kelam ilminde insanın fiillerinden bahsederken ‘’ ef’alü’l-ibad’’ terimi kullanılmaktadır.

*Kainatta canı ve cansız varlıkların fiilleri vardır. Cansız varlıkların fiilleri kelamcılar açısından herhangi bir tartışmanın konusu değildir. Canlı varlıkların fiileri ise iki kısma ayrılmıştır;

Zorunlu (Iztırari) fiiller; Kalbin atması, nefes alıp verme gibi kendiliğinden ortaya çıkan fiillerdir.

İradeli (İhtiyari) fiiller; Bir tercihe, iradeye, niyet ve kasta bağlı olarak ortaya çıkan fiillerdir.

*Mutezile mezhebine göre, insanın özgür iradesi vardır ve özgür irade ile kendi fiillerinin yaratıcısıdır.

*Eş’ari mezhebi ise, Allah’ın mutlak iradesi insan fiillerini de kapsayacak şekildedir.

Not: Eş’arilere, irade anlayışları cebriyye ile mutezile arasında olduğundan dolayı ’Cebr-i Mutavassıt’’

denilmektedir.

*Maturidiler’e göre, Allah’ın mutlak iradesinin yanında insanın da hür irade sahibi olduğunu söylemektedirler. Ancak insanın iradesi sınırlı bir iradedir.

Not: Maturidi mezhebinin irade anlayışı insana özgürlük verdiğinden dolayı mutezile mezhebine daha yanındır.

İstitaat:

*Kelime olarak ‘’ güç, kuvvet, takat’’ anlamlarına gelmektedir.

*Cebriyye (Cehmiye) dışındaki tüm mezhepler insanda, fiillerini yapabileceği bir gücün varlığını kabul etmekredirler.

Kesb:

*Kur’an’da üç anlamda kullanılmıştır;

-Kalbin akdi ve azmi ( Bakara )

-Ticarette mal kazanmak ( Bakara )

-Sa’y ve mal kazanmak ( Bakara )

*Terim olarak ‘’ fayda sağlamaya ve zararı uzaklaştırmaya yönelik bir fiil’ olarak tanımlanır.

Not: İlk defa sistematik bir şekilde ele alan ve teorileştirenler ‘’Eş’ari’ler’’ olmuştur.

*Eş’ari kesb kavramını, ‘yaratılmış bir kudretle insandan meydana gelen şey’’ şeklinde tanımlamışlardır.

*Maturdiye göre, insanın irade ve kudretiyle bir fiile yönelmesi Allah’ın bu esnada insanın yöneldiği fiili yaratmasıdır.

*Mutezile’ye göre, insanın fiili meydana getirmesinde insana tam bir yetkinlik tanındığı için kesbi kabul etmemişlerdir.

Hüsün ve Kubuh:

*Cehmiye. Mutezile, kerramiye ve şia’ya göre iyilik ve kötülük objektif olup akıl ile bilinebilir.

*Maturidiler, hem akıl hemde şer’i açıdan bilinme boyutlarının olduğunu ileri sürmüşlerdir.

*Selefiyye ve Eşarilere göre, eşya ve fiillerin iyi yada kötü oluşlarını akıl yoluyla değil şeriat yoluyla biliriz. Fiillerin iyiliği ve kötülüğü, Allah böyle bildirdiği içindir.

Fiillerde Adalet ve Zülüm/Tadil ve Tevcir:

*Tadil, ‘doğru davranmak, adaletle hükmetmek’ anlamına gelir. Tevcir ise ‘zulmetmek, haksızlıkta bulunmak’ anlamına gelir.

*Mutezile’ye göre, Allah, adil ve hakimdir. O’nun bütün fiilleri güzeldir. Allah’ın fiillerinde cevr yoktur.

Eş’ari’lere göre, adaletsizliği insanlar için yaratan Allah’tır. Ama bu zulüm kendisi için değildir.

Teklif-Mala Yutak:

*Terim olarak ‘ kulun gücünün yetmeyeceği, bünyesinde zorluk olan bir fiili insandan yapmasını istemek’ anlamına gelmektedir.

*Eş’ari’ye göre, Allah mülkünde dilediği gibi davranır. Allah dilediği şey ile insanı mükellef kılar.

*Mutezile’ye göre, Allah insana güç yetiremeyeceği ve zulüm olan bir şeyi teklif etmez.

*Maturidi’ye göre, insanın imkan dahilinde olmayan, güç yetiremeyeceği şeylerden sorumlu tutulması caiz değildir.

Salah/Aslah:

*Salah; iyi ve faydalı olma, Aslah ise; en iyi ve en faydalı şey ‘ anlamına gelir.

*Mutezile’ye göre, Allah ilahi adaleti gereği olarak kulları için en iyi ve en faydalı şeyi yapmak vaciptir.

Hidayet-Delalet:

*Mutezile’ye göre, doğru yolu insan için Allah yaratmaz. Allah doğru yolu bildirir. İnsan kendisi doğru yola girer.

Eş’ari’lere göre, hidayet ancak Allah’ın irade ve gücüyle mümkün olur.

Maturidilere göre, Allah hidayet ve delaleti yaratır insan ise hidayet veya delaleti kazanır.

Not: Mutezile ve maturidi mezhebi hidayet ve delalet konusunda insanın özgürlüğünden yana tavır koymaya çalışırken Eş’ariler ise, Allah’ın ilim, irade ve kudretini kurtarmak adına insanın özgürlüğünden vazgeçmektedirler.

Tevkif/Lutuf-Hızlan:

*Tevkif sözlükte ‘doğru ve uygun olana yönlendirmek’ anlamındadır.

*Hızlan ise ‘terk etmek, yardımı kesmek’ anlamlarına gelmektedir.

Rızık:

*Mutezile’ye göre, rızık kulun çalışması ve çabasıyla doğrudan orantılıdır.

*Eş’arilere göre, Allah ezelde kullarının rızkını takdir etmiştir.

*Maturidilere göre, kulların çabası sonucu elde edilir.

Not: Mutezileye göre haram rızık değildir. Ehl-i sünnete göre ise haram rızıktır.

Tevlid-Tevellüd:

*Mu’tezile fiillleri meydana geliş keyfiyetine göre genel olarak mübaşir ve mütevellid fiiler olmak üzere ikiye ayırmıştır. –Mübaşir fiil; insanın kudret sahası içinde herhangi bir vasıtaya bağlı olmaksızın

gerçekleştirilen fiildir. –Mütevellid fiil ise; genel olarak failin bir vasıta (sebep) ile meydana getirdiği bir ya da birden çok fiile denir.

diyanetbilgi.com

Yorum Yap

Yorum Yap