dhbt mbsts
  1. Ana Sayfa
  2. DHBT-1
  3. Dhbt 2020 İslam İbadet Esasları Özet Ders Notları
Trendlerdeki Yazı

Dhbt 2020 İslam İbadet Esasları Özet Ders Notları

İslam Hukuku Ve İbadet Esasları

Dhbt Mbsts 2020 sınavları islam ibadet esaları ders notları

*Ebu Hanife, ‘el-fıkhu’l-ekber’ adlı eserinde fıkıhı kişinin haklarını ve sorumluluklarını bilmesi’ şeklinde tanımlamıştır.

*İmam Şafii ise fıkhı, ’tafsili delillere dayanılarak istinbat edilen şer’i ameli hükümleri bilmek’’ şeklinde tanımlamıştır.

*Şeriat, ‘ilahi irade tarafından ön görülen dini hükümler’ bütünü anlamında kullanılmıştır. Bu kapsamı itibariyle şeriat, din ve millet kelimeleri ile anlamlı olup, itikadi , vicdani ve ameli hükümlerin tümünü içine alacak genişliktedir.

Not: İslam hukukçularına göre şeriat, şer’-i münezzel ve şer’-i müevvel olmak üzere iki kısma ayrılır. Şer’i münezzel, bir hükümler bütünü olarak şeriatın nass yoluyla bildirilen kısmını, Şer’-i müevvel ise içtihadla elde edilen kısmını teşkil etmektedir.

İslam Hukukunun Temel Özellikleri:

-İlahi iradeye dayalı olması (vahiy)

-Yaptırımın ikili karakterde olması (dünya ve ahiret)

-Bilimsel doktrin niteliğinde teşekkül etmesi

-Meseleci (kazuistik) yöntemle oluşturulması

İslam Hukukunun Temel İlke ve Amaçları:

-Mükellefiyette kolaylık

-Helallerde genişlik, haramda sınırlılık

-Hükümlerde tedricilik

-Kamu yararının gözetilmesi

-Adaleti sağlamak

İslam hukukunun genel prensipleri:

*Fıkıhtaki fer’i hükümler bazı genel prensiplere dayanır ki bunlar beş temel prensip olarak adlandırılır. Bunlar:

-Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir.

-Şek ile yakin zail olmaz

-Meşakkat teysiri celbeder

-Zarar ile izale olunur

-Adalet muhakkemdir.

İslam Hukuku Kaynakları:

*İslam hukukuna göre İslam hukukunun asli kaynakları;

Kitap -Sünnet

-İcma -Kıyas

*Fer’i deliller ise;

-İstihsan -Mesalih-i mürsele (İstıslah)

-İstihsab -Seddi zerai -Örf

-Sahabe kavli -Eski dinlerden intikal eden hükümler (şer’u-men kablena)

Asli Deliller:

  1. Kitab (Kur’an-ı Kerim):

*’’Allah’u Teala’nın elçisi Muhammed a.s’a vahiy yoluyla Arapça olarak gelmiş, Mushaflara yazılmış ve O’ndan bize kadar şüphesiz tevatür yoluyla nakledilmiş Allah kelamı olan kitaptır.’’

*Hanefi mezhebi dışındaki diğer mezheplere göre namazda Arapça’nın dışında bir dille okumak asla caiz görülmezken, Hanefilerde bir nedenle Arapça okumaya güç yetiremeyen kimsenin başka bir dille kıraat edebileceği yönünde görüşler vardır.

*Kur’an’daki mevcut düzenlemelerden hareketle şeriatın/hukukun en temel amaçları beş temel değerin korunması olarak tespit edilmiştir. Bunlara ‘’olmazsa olmazlar’’ anlamında ‘’ zaruriyyat-ı diniyye, zaruriyat-ı hamse veya mekasıd-ı hamse’’ denir. Bunlar;

Canın korunması -Aklın korunması

-Dinin korunması -Neslin korunması -Malın korunması

*Kur’an ahkamının özellikleri şöyle ifade edilir;

-Umumi (külli) kaideler getirmiştir.

-Fert ve toplum için yararlı olanı getirmiştir (Celbi menfaat)

-Zorluğun bertaraf edilmesi ve meşakkatin kaldırılması amaçlanmıştır (defi mazarrat)

  1. Sünnet:

*Sünnet rivayet açısından mütevatir ve ahad olmak üzere iki kısma ayrılır. Mütevatirin zorunlu kesin bilgi, haber-i vahidin ise kesin olmayan baskın kanaat oluşturduğu kabul edilir.

*Ehl-i sünnet alimlerine göre Kur’an’ın anlaşılması noktasında sünnete büyük ihtiyaç vardır. Sünnet’in bu yönünü vurgulamak üzere ilk dönem alimlerince ‘’es-Sünnetu kadıyetun ale’l-kitap’’ deyişiyle ifade

edilmiştir.

*Sünnet’in Kur’an karşısındaki konumu şöyle ifade edilir;

-Kur’an’ın ahkamını te’yid eden sünnet.

-Kur’an’ın ahkamını açıklayan sünnet.

-Kur’an’ın ahkamını tahsis eden ve uygulamasını gösteren sünnet.

-Kur’an’ın temas etmediği hususlarda hüküm vazeden sünnet.

  1. İcma:

*’’Allah Resulü devrinden sonraki bir devirde, İslam milleti müçtehitlerinin tamamının, içtihat edebilir şer’i bir hüküm üzerinde ittifak etmeleridir.’’

*İcma’nın taşıması gereken şartlar şunlardır;

İcmaya konu olabilecek hüküm, şer’i ameli hükümlerdir.

-Müçtehitler arasında gerçekleşmesi gereklidir.

-Bütün müçtehitlerin ittifakı şarttır.

*Sarih icma, Birçok müçtehidin şer’i bir meselenin hükmüne dair tek tek açıkladıkları görüşlerinin aynı noktada buluşması yoluyla gerçekleşen icma şeklidir.

*Sükuti icma, Şer’i bir mesele hakkında bir veya birkaç müçtehit görüş belirtip o devirdeki diğer

müçtehitler bu görüşten haberdar oldukları halde, aynı yönde fikir belirtmeseler de inkar veya itiraz etmeden susmalarıyla oluşan icmadır.

Not: Tarihi süreçte icma arayışı Tabiun döneminde sahabilerin görüş birliğinin araştırılması fikriyle ortaya çıkmıştır.

*İcmanın işlevleri şöyledir;

-Muhafaza -Kamu otoritesini sağlamak

-Bağlayıcılık -Bazı usül konularının meşruiyetini sağlamak.

  1. Kıyas:

*Hanefi usulcüler, ‘’sırf dil yoluyla idrak edilemeyen ortak bir illet sebebiyle asıldaki hükmü fer’e de vermek (ta’diye)’’ şeklinde tanımlamışlardır.

*Mansus illet, aslıdaki hükmün illeti açıkça belirtilmeyendir.

*Müstenbat illet, asılda açıkça belirtilmiş ve müçtehidin tespit edeceği illettir.

*Kıyasın dört rüknü vardır. Bunlar;

Asıl (makisun aleyh) -Fer’ (makis)

-İllet -Asılın hükmü

*Ta’diye, kıyas işleminin sonucunda gerçekleşen, hükmün sadece asla özgü olmayıp fer’de de sabit olduğunun ortaya konmasına denmektedir.

Not: Zahiriler ve Şia kıyası şiddetle reddederler.

Fer’i Deliller:

    1. İstihsan:

*’’Bir meseleye, daha kuvvetli bir anlam sebebiyle, o meselenin benzerlerinin hükmünden farklı bir hüküm vermek’’ tir.

*İstihsanı en fazla kullananlar Hanefilerdir. Şafiiler ise, istihsanı delil görmeyi batıl saymış, ’istihsanda bulunan, Şeriat sahibi gibi hüküm koymuş olur’’ demiştir.

2.İstıslah (Mesalih-i Mürsele):

  • ‘’Nasların kapsamına girmeyen ya da illet birliği olmadığı için kıyas yoluyla nasta düzenlenmiş bir olaya da bağlanamayan fıkhi bir meselenin hükmünü şer’an itibar edilebilir maslahatlara göre belirlemeye

denir.’’

*Maslahatın türleri şunlardır;

-Zaruriyyat, din ve dünya işlerinin varlığı için zorunlu olan ve bunlar olmadığı takdirde fesat ve kargaşanın doğacağı maslahattır.

Haciyyat, Kolaylık sağladığı için ihtiyaç duyulan, bulunmadığı takdirde genelde sıkıntı ve güçlüklere yol açan maslahattır.

-Tahsiniyyat, Bir zaruret veya ihtiyaca ilişkin olmamakla birlikte güzelleştirme, süsleme, kolaylaştırma, gündelik işlerde, adet ve muamelelerde en güzel yöntemlerin uygulanması kabilinden olan konulardır. Not: Mesalih-i mürsele kuralını en çok kullananlar Maliki mezhebidir.

3.Sedd-i Zerai:

*’’Kötülüğe giden yolun kapatılması’’ demektir.

Not: Bu yöntem en çok Maliki ve Hanbeli mezheplerinde kullanılır.

4.İstihsab:

  • ‘’Aksine bir delil bulunmadıkça halihazırda var olanı öteden beri var, yok olanı da yok kabul etmektir.

*İstihsab anlamını vermez üzere literatürde ’asıl’’, ‘’en-nefyu’l-asli’’, ‘’ibaha-i asliyye’’ , ‘’beraet-i asliyye’’

gibi deyimler kullanılır.

5.Örf:

  • İcma ile farkı, İcmanın esası ümmetin müçtehitlerinin ittifakıdır ama örfte böyle bir ittifak şartı yoktur. Avamdan ve havastan insanların ekseriyetin yapagelmiş olması kafidir.

Not: Hanefi ve Malikilere göre nassın bulunmadığı yerde örf asıl kabul edilir.

  1. Sahabi Sözü:

*Sahabi sözü sonrakiler açısından dört şekilde ortaya çıkabilir;

-Sahabilerin görüş birliği (İcması)

-Sahabilerin görüş ayrılığı (İhtilafı)

-Bir sahabinin, sahabe arasında biliniyor olmasına rağmen muhalefetle karşılaşmış sözü (sükuti icma)

-Bir sahabe döneminde yaygınlık kazanmayıp, sonraki dönemlerde yaygınlık kazanan sözü (sahabi sözü)

7.Önceki Şeriatler (Şer’u Men Kablena):

Rey ve İctihad:

*Rey, hakkında açık bir nas bulunmayan fıkhi bir konuda müçtehidin belli metotlar uygulayarak ulaştığı şahsi görüşüdür.

*İçtihat, fakihin şer’i-ameli bir meselenin hükmünü, ilgili delillerden çıkarabilmek için olanca gayreti sarf etmesi demektir.

*Müçtehit olmanın temel şartları;

Ahkam ayetlerini ve hadisleri iyi bilmek.

-Hadisin sahihini zayıflarından ayıracak derecede hadis bilgisine sahip olmak.

-Aykırı içtihatta bulunmamak için icmayı ve nasih-mensuhu bilmek.

-Naslardan hüküm çıkarma yöntemlerini bilmek.

-İçtihad melekesine sahip olmak.

-Adalet sahibi olmak.

İçtihadın Türleri:

    1. Mutlak içtihad (ihtiyari): Ebu Hanife, Malik ve Şafii gibi ekol kurucu müçtehitlerin kendi zamanlarına kadarki bütün birikimi eleyip seçerek bütünlüklü, kendi içinde tutarlı bir yapının (mezhep/ekol) kurulmasıyla sonuçlanan ictihaddır.

    1. Müntesib/mukayyed ictihad: Ekolleşme sürecinin sonucunda her bir ekol mensubu fakihin ekol sistematiği içerisinde yaptığı ictihaddır.

*Müctehidün fih, İctihada konu olan alan nasların açıkça düzenlemediği, boş bıraktığı alandır.

*Bir kimsenin dini bir hüküm için müftiye başvurmasına ‘’İstifta’’ böyle kimseye de ‘’müstefti’’ denir.

İslam Hukukunun Oluşumu ve Tarihsel Gelişimi:

Resulullah Dönemi:

*Bu dönemde İslam hukukunun temel kaynağı vahiydir. Bunun yanında Peygamber’in sünnetti de yer almaktadır.

*Peygamber a.s. döneminde İslam hukukunun oluşum süreci açısından bazı özellikler dikkat çekmektedir. Bunlar;

Tedrice riayet -Kolaylık ilkesi

-Toplumun maslahatının gözetilmesidir.

Sahabe Dönemi:

*Bu dönem dört halife dönemi ve kısmen Emevi idaresini kapsayan bir zaman dilimi söz konusudur.

*Dört halife döneminde içtihatlarıyla ön plana çıkan sahabe Hz. Ömer’dir. İçtihatları;

-Betülmalın kurulması -Teravih namazının cemaatle kıldırılması

-Müellef-i kuluba zekat verilmesi -Alkollü içkilerin cezalandırılması

-Müt’a nikahının resmen yasaklanması

-At varlığından zekat alınması

*Sahabe dönemi İslam Hukukunun kaynakları;

Kitap -Sünnet -İçtihad

*Sahabe dönemindeki içtihad faaliyetlerinin özellikleri;

-İçtihad geniş şekilde uygulanmış ve teşvik edilmiştir.

-Özellikle ilk iki halife döneminde istişareye dayalı karar açıklamaları yapılmıştır.

-İçtihat faaliyetleri somut meseleleri çözmeye yöneliktir. Farazi fıkıh olgusuna rastlanılmamaktadır.

-Sahabe içtihad sonucu ulaşılan hükümleri, bağlayıcılık açısından nassların açık hükümleriyle aynı derecede tutmamış, aynı konuda farklı içtihatlarda bulunsalar bile birbirlerini suçlamamışlardır.

-Bu dönemde naslar, zamanın ve şartların etkisi sonucu illetlerinde bir değişme yaşandığı kanısıyla gai (amaçsal) yoruma tabi tutulmuştur.

-Sahabenin yaptığı içtihat faaliyeti genel olarak rey adı altında ifade edilmiştir.

Tabiun Dönemi:

*Emeviler dönemi olarak da adlandırılır.

*Tabiun dönemi İslam hukuk kaynaları;

-Kitap

-Sünnet

-Sahabenin şura/istişare temelli kararları (sahabe icmaı)

-Sahabenin ihtilafları ve genel olarak içtihad (rey)

*Tabiun dönemi genel özellikleri;

-Fıkıh nazari boyuta taşınmış ve olgusal düzeyde konuşulur olmuştur.

-Hadis tedvin edilirken fıkıh ile ilgili rivayetlerinde tedvini başlamıştır.

-Arap olamayan bir çok İslam alimi yetişmiştir.

-Fıkıh usulüne dair kurallar tespit edilmemiş ve yeterince tartışılmamıştır.

-Fıkıh alanında ihtilaflar ortaya çıkmış ve bu dönemde bu ihtilaflar giderek derinleşmiştir.

-Hukuk alanında ekolleşmeler orataya çıkmıştır. (Hadis ve Rey ekolleri adıyla)

Müctehid İmamlar Dönemi:

*Bu dönem H.-132-350 yılları arasındadır.

*İslam fıkhının doruğa tırmandığı, kemale doğru yükseldiği bir dönemdir.

*Bu dönem için ‘’fıkhın altın çağı’’, ‘’tedvin dönemi’’ gibi nitelemeler kullanılmıştır.

*Fıkhın tedvin edilmesi bu dönemdedir.

Fıkıh usulü disiplininin tedvinine de bu dönemde başlanmıştır.

*Kaynaklarda mezhebi bulunan ama günümüzde mensupları kalmayan müçtehit imamlardan bazıları

şunlardır;

Hasan’ul Basri – Basrada

-İmam Evzai – Sam ve Endülüste

-Leys bin Sa’d –Mısır’da

-Süfyan Sevri –Bağdatta

-Süfyan b. Uyeyne -Mekke’de

-Davut ez-Zahiri -Irak ve Mağrip’te

-Muhammed et-Taberi -Bağdat’ta

*Mensubu kalmamış bu mezheplerin tarih sahnesinden silinmesinin temel nedenleri şunlardır;

-Mezhebi kuran imamların yetişkin talebe yetiştirememeleri.

–Bu mezhepleri yayacak ve savunacak güçlü taraftarların bulunmaması.

-Nüfuzlu kimselerin mezhebi olmaması

-Nasların zahirine aşırı bir şekilde sarılmaları

-Bazılarının kıyası inkar etmesi

-İhtiyaca cevap verememeleri

-Diğer mezheplere karşı şiddetli davranmaları

Hanefi mezhebi ve İmam Ebu Hanife:

*Gerçek adı Numan bin Sabittir. H.80 yılında Kufe’de doğmuştur ve H.150’de vefat etmiştir.

*En çok ders aldığı hocası ‘’Hammad bin Süleyman el Eşari’’ dir.

*Fıkıhta takip ettiği metod şöyledir; ‘Kitap- Sünnet’, bu ikisinde delil bulamazsa ‘sahabe görüşü’ içerisinde tercih yapar. Burada da görüş yoksa kendi içtihad yapar (kıyas ve istihsan)

*Ebu Hanife fıkhında önce çıkan farklı yönlerden biri ‘’hiyel’’ meselesidir. Hiyel, ‘hukuki olarak arzu

edilmeyen bir sonucun hukuk ilkelerine bağlı kalınmak şartıyla, hukukun el verdiği ölçüde değiştirilmesi’ şeklinde tanımlanabilir. Ör; Ramazan’da gündüz bir yemeği yemeye yemin eden bir kimseye: ‘’Sefere

çıkar ve yemini yerine getirirsin’’ demek gibi.

Not: Abbasiler ve Osmanlılar zamanında resmi mezhep olarak kabul edilmesi Hanefi ekolünün etkinliğini bu devletlerin hakimiyet sahasına yaymıştır.

Maliki Mezhebi ve Malik b. Enes:

*H.93’te Medine’de doğmuştur. Yemen kökenli Esbah kabilesine mensuptur.

*İmam Malik’in ‘’el-Muvatta’’ adlı eseri İslam hukuk tarihi açısından oldukça önemlidir. Bu eser fıkıh ve hadis sahasında tedvin edilmiş ilk eserdir.

*Fıkıhta takip ettiği metod şöyledir; ‘’Kitap-Sünnet-İcma-Rey’’ (İcma derken Medine ulemasının icmasını yeterli bulmuştur.

Şafi Mezhebi ve İmam Şafii:

*H.150’de Filistin/Gazze’de doğmuş ve H.204’te Kahire’de vefat etmiştir.

*Fıkıhta takip ettiği metod şöyledir; ‘’Kitap-Sünnet-İcma-Kıyas’’

Not: İmam Şafii, mezhebinin doğrudan kurucusu olup kendine has usul ve yöntemler ortaya koymuştur. İctihad usulünü bizzat kaleme almış ve bu mevzuda bize kadar ulaşan ilk eseri ‘’er-Risale’’dir.

Not: İmam Şafii, Mürsel hadisleri delil olarak kabul etmemiştir. İmam Şafi’ye göre Sahabe içtihatrları ve görüşleri hüccet değildir.

Not: İmam Şafi’ye göre Sukuti icma kabule şayan değildir. Ayrıca istihsan yöntemini kullanarak hüküm üretmeyi de kabul etmemiştir.

*İmam Şafi’nin içtihatları öğrencileri tarafından derlenerek ‘’el Ümm’’ ismiyle Şafii mezhebinin temel kaynağı olmuştur.

Hanbeli Mezhebi ve Ahmed b. Hanbel:

*Ahmed b. Hanbel eş-Şeybani el-Mervesi H.164’te Bağdat’ta doğmuş ve H.241 yılında vefat etmiştir.

*En önemli eseri ‘’Müsned’’ olup 30bin civarında hadis ihtiva etmektedir.

*Fıkıhta takip ettiği metod şöyledir; ‘’Kitap-Sünnet’’ bunlar bulunmazsa ‘Sahabe görüşleri’

*Mürsel hadisler ile amel edilir ve hüküm üretmede delil olarak kullanılır.

Diğer Mezhepler:

İbadiye (İbazi) mezhebi:

*Harici mezhepleri arasında en mutedili olarak kabul edilir ve Abdullah b. İbaza nispet edilir.

*Bu ekolün ilk teorisyeni olarak Abdullah b. İbaz’ın yerine geçen ’Cabir b. Zeyd el-Ezdi’’ kabul edilmektedir.

*İbazilerin temel iki görüşü;

-Halifenin seçimle iş başına gelmesi gerektiği

-Dinin uygulamaya yönelik esaslarının da (amel) imandan bir parça olduğudur.

*Fıkıh metodu; ‘’Kitap-Sünnet-kendi imamlarının içtihatları-maslahatı mürsel’’

Caferi Mezhebi:

*İmamet anlayışında Zeydiye’den ayrılan ve İmamiyye ve İsnaaşeriyye olarak da adlandırılan Şia gruplarının fıkhi mezhebidir.

*İmametin Ali ve Fatıma soyundan gelen on iki imama has olduğu görüşünü savunan Şiilerin en kalabalık grubudur.

*Bu ekol altıncı imam ‘’Cafer es-Sadık’a nispet edilmektedir.

*Fıkıh metodu; ‘’Kitap-Sünnet-İcma-Akıl’’

Zeydi Mezhebi:

*Bu ekolün mensupları olarak Hz. Hüseyin’in oğlu Ali Zeynelabidin’in oğlu ‘’Zeyd b. Ali’’yi kabul etmektedirler.

*Fıkıh metodu; ‘’Kitap-Sünnet-İcma-Kıyas-İstihsan-Maslahatı Mürsel-Akıl’’

*bu mezhepte içtihada çok büyük önem verilmiş ve içtihadın kapısının kapanması caiz görülmemiştir.

*Ali’den önceki üç halifenin hilafetini ‘efdal-mefdul’ teorisiyle meşru kabul etmek ve mut’a nikahını kabul etmemek imamiye/caferiye grubundan ayrıldığı noktalardır.

İsmaili Mezhebi:

*Bu ekole bağlı olan Şiiler Cafer es-Sadık’tan sonra büyük oğlu İsmail’in imam olduğunu savunurlar.

*Batıniyye adıyla da anılan bu ekolün hukuki görüşlerini ‘’Kadı Ebu Hanife en-Numan’’ derlemiştir.

İslam Hukukçularının İhitlaf Sebepleri:

-Nasların lafızlarının farklı anlaşılması

-Sünnetle ilgili malzemenin tespiti

-Fer’i delil ve yöntemlerin kaynak değeri konusunda farklı düşünmeleri

-Hukuki nosyonlardaki (yetenek) farklılıkları

-İslam hukukçularının bulundukları sosyal çevrelerin farklı olması

-Siyasi yönelimlerin farklılıklarının fıkhi eğilimler üzerinde etkisi

Fıkhın Mezhep Merkezli Dönemi:

*H. IV. Asrın ortalarından itibaren başlayıp, kanunlaştırma hareketleri ve yenileşme arayışlarının başladığı 19.yy sonlarına kadar sürdüğü dönemdir.

*Fıkhi çalışmaların mezhep merkezli devam ettirildiği dönem taklid dönem’ olarak da adlandırılır.

*Bu dönemin en temel özelliği, yapılacak hukuki çalışmaların mezhepler tarafından benimsenen usul ve kurallar çerçevesinde devam ettirileceğinin toplum tarafından kabul edilmiş olmasıdır.

*Mezhep imamlarının uyguladığı yöntemlerden bağımsız bir ictihad faaliyeti muteber kabul edilmemiştir. Bu durum ictihad kapısının kapanması şeklinde de ifade edilmiştir.

*Mezhep merkezli dönemin temel özellikleri;

-Taklit ruhu

-Münazara ve münakaşalar

-Mezhep taassubu

-Siyaset, kaza müessesesi ve medrese vakıfları

Kanunlaştırma Hareketleri Ve Yeni Dönem:

*Mecelle ile başlayan bu dönem, günümüzde de sürmektedir. Bu döneme ‘canlanma’ ve ‘uyanış’ dönemi adı da verilmektedir.

*Bu dönemde kanun evrenselliğinden hareketle hukuki bir mezhebin görüşleri ile sınırlı olmayacağı, dört mezhebin görüşlerinden, hatta dört mezhep dışında kalan müçtehitlerin ve ekollerin görüşlerinden de istifade edilebileceği düşüncesi yerleşmiştir.

*Mecelle, bu dönemde (1869-1876 yılları arası) hazırlanmıştır ve İslam hukukunda kanunlaştırma hareketinin ilk örneğidir.

*Bu dönemde Mecelle’nin akabinde İslam hukukuna dayalı ikinci bir kanun olarak 1917 yılında yürürlüğe giren ‘Hukuk-u Ali Kararnamesi’’ vardır.

Hükmün Tanımı ve Kısımları:

*Fıkıh usulünde şeri hüküm genelde, Şarinin mükelleflerin fiillerine ilişkin hitabı olarak tanımlanmıştır.

DHBT 

Teklifi Hükümler:

*Şariin mükelleften bir işi yapmasını veya yapmamasını istemesi ya da onu muhayyer bırakmasıdır.

Vacip:

*Vacip eda edileceği vakit açısından 2’ye ayrılır;

-Mutlak vacip, yapılması için belirli bir vakit belirlenmemiş vaciptir.

-Mukayyed vacip, Şariin yapılması için belirli bir vakit tayin ettiği vaciptir. (namaz, ramazan orucu, hac)

*Vacip miktarının belli olup olmaması açısından 2’ye ayrılır;

-Mukadder/Muhadded vacip, Şarinin miktarını belirlediği vaciptir. (Namaz, zekat)

-Gayr-ı Mukadder/Gayr-ı Muhadded vacip, Şarinin miktarını belirlemediği vacip. (başın meshi gbi )

*Yapılması istenen fiilin belirli olup olmaması açısından vacip;

-Muayyen vacip, Şarinin mükellefe seçim hakkı tanımaksızın yapılmasını istediği şeyi belirlemesidir.

-Müphem (muhayyer) vacip, Şarinin birkaç işten birini belirlemeyip yapılmasını mükellefin tercihine bıraktığı vaciptir. (yemin kefareti )

Mendup: Yapıldığında sevap kazanılan, terk edildiğinde ceza görülmeyen hususlardır.

Haram: Bir fiilin haram olduğu şu şekilde bildirilebilir;

-Bizzat haram lafzı veya tevatürleriyle.

-Caiz veya helal olmadığının açıkça belirtilmesiyle

-Mutlak olarak gelen ‘yapmayınız, yaklaşmayınız, öldürmeyiniz’ gibi nehiy sigasıyla.

-Herhangi bir fiilden sakınmanın kesin bir görev olduğunu ifade eden sakınma (içtinap) lafızlarıyla.

-Söz konusu fiil hakkında ceza gerektiğini belirten ifadelerle.

Mekruh: Terk edilmesi yapılmasından daha iyi olan fiildir.

Mübah: Şarinin mükellefi yapıp yapmama konusunda serbest bıraktığı fiillerdir.

Vaz’i Hükümler:

*Şari iki durum arasında bir bağ kurmakta ve onlardan birini diğeri için sebep, şart veya mani

kılmaktadır. Vaz’i hükümler ’illet, sebep, rükün, şart ve mani’’dir. Hanefiler buna birde ’alameti’eklemişlerdir.

İlmihal İbadetler Bölümü Özeti:

*Bir kimse abdest aldığını kesin olarak bilse de abdestinin bozulup bozulmadığında tereddüt etse,

Malikilere göre, abdesti bozulmuş olur. Diğer üç mezhebe göre, abdest bozulmuş sayılmaz.

*Maliki ve Şafiiler ile Caferilere göre gusül yaparken, ağız (mazmaza) ve burnun (istinşak) içini yıkamak

sünnettir.

*Gusülde niyet, Hanefilere göre sünnet, diğer üç mezhebe göre farz’dır.

*Hanefilere göre, namaz vakti gelemeden teyemmüm edilmesi caizdir. Bir kimse yaptığı teyemmüm ile dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilir.

*Diğer üç mezhebe göre, teyemmümün geçerli olabilmesi için namaz vaktinin girmiş olması gerekir ve bir teyemmümle birden fazla farz namaz kılınamaz.

71959059 492445954937834 986989359971670338 n
DOĞRU CEVAP B

DHBT

NAMAZ:

*Namazın Şartları (Namazın Dışındaki Farzları):

Hadesten taharet -Necasetten taharet -Setr-i avret

-İstikbal-i kıble -Vakit -Niyet

*Namazın rükünleri (Namazın içinde):

-İftitah tekbiri -Kıyam -Kıraat

-Rüku -Secde -Ka’de-i ahire

*Bu sayılan şart ve rükünler konusunda ittifak bulunmakla beraber;

-Ebu Yusuf’a ve Hanefilerin dışındaki üç mezhebe göre ‘ ta’dil-i erkan ’

-Ebu Hanifeye göre huruc bi sun’ih ’,

Şafii ve Hanbeli mezheplerine göre ise ‘ tertip ’ namazın rükünlerindendir.

Şurutü’s-salat, nmazın şartları

Erkanü’s-salat, namazın rükünleri

Huruc bi sun’ih, kişinin kendi isteği ve fiili ile namazdan çıkması

Not: Maliki mezhebine göre setr-i avret namazın sünnetlerinden sayılır.

Taglis, sabah namazını fecr-i sadık doğarken, yani ortalık henüz karanlık iken kılmak.

İsfar, taglis’in zıttıdır, namazı fecr-i sadık doğduktan sonra hava aydınlanınca kılmaktır.

İbrad, öğle namazını geciktirip serinlikte kılmak.

*Hiçbir namazın kılınamayacağı üç mekruh vakit;

-Güneşin doğmasından yükselmesine kadar olan zaman (şüruk zamanı)

-Güneşin tam tepe noktasında olduğu zaman (vakt-i istiva)

-Güneşin batma zamanı (gurüb)

*İhtitaf tekbiri, bütün mezhep imamlarına göre farz olmakla beraber, Hanefi imamlar bunu rükün değil

şart olarak değerlendirmiştir.

Not: Şafii mezhebine göre, Besmele Fatiha suresinden bir ayet olduğu için, besmelenin okunması kıraat’ın vecibesinin bir parçasıdır. Yani besmele namazın farzlarındandır.

*Mushaf’tan ezberinde olmayan bir ayeti okumak durumunda;

Ebu Hanifeye göre, namaz bozulur.

Hanbelilere göre, ezbere bilen için mekruh olmakla birlikte, mushaftan okuyarak namaz kılmak caizdir.

*Kişinin namazdan kendi Fiili ile çıkması durumunda;

Ebu Yusuf ve Muhammed’e (İmameyn) göre, teşehhüt miktarı oturmakla namaz rükünleri itibarıyla tamamlanmış olur. Teşehhüt miktarı oturduktan sonra, kendi isteği dışında bir sebeple namazı bozulursa bu kişinin namazı tamamdır.

Ebu Hanifeye göre, tamam değildir. Hemen abdest alıp kendi istek ve iradesiyle namazdan çıkmazsa geçersiz olur ve yeniden kılması gerekir.

-Şafi ve Malikilere göre, namazdan çıkmak için birinci selamın verilmesi farzdır.

Hanbeli mezhebine göre, iki tarafa selam verilmesi farzdır.

Kısar-ı mufassal, kısa sureler

Evsat-ı mufassal, orta uzunluktaki sureler

Tıval-i mufassal, uzun sureler İrsal, elleri yanlara salıvermek İtimat, elleri bağlamak Tahrime, iftitah tekbiri Teavvüz, eüzü besmele

Tesmi, semiallahü limen hamideh

Tahmid, Rabbena leke’l-hamd

Kavme, Rükudan doğrulup dik durmak

Celse, iki secde arasında kısa bir ara oturuş yapmak

Teverrük, kadınların ayaklarını sağ yanlarına yatık bir şekilde çıkarıp oturmaları

*Mezheplere göre cemaatle namaz kılmanın hükmü şöyledir;

Hanbelilere göre, farz-ı ayn

Şafilere göre, farz-ı kifaye

Hanefi ve Malikilere göre, Cuma namazı dışındaki farz namazları cemaatle kılmak, gücü yeten erkek için müekked sünnettir.

Müdrik, namazı tamamen imamla beraber kılan kimsedir.

Lahik, imamla birlikte namaza başlamasına rağmen, namaz esnasında başına gelen bir sebepten dolayı namaza ara vermek zorunda kalan ve bu sebeple namazın bir kısmını imamla birlikte kılamayan kimsedir. Mesbuk, imama namazın başında değil, birinci rekatın rükuundan sonra, ikinci-üçüncü veya dördüncü rekatlarda uyan kimsedir.

Not: Cemaatle namaz kılınırken imama uymaya ‘’iktida’’ imama uyan kimseye ‘’muktedi’’ denir.

*Cuma namazının sıhhat (geçerlilik) şartları;

-Vakit

-Cemaat, Hanefilere göre, imam dışında 3 kişi- Şafi ve Hanbeliler, imamla birlikte 40 kişi- Malikiler,

imamın dışında 12 kişi olması şarttır.

-Şehir

-Cami

-İzin, Hanefiler, Cuma namazını devlet başkanı veya temsilcisinin ya da bunlar tarafından yetkili kılınan bir kişinin kıldırması gerektiğini ileri sürmüşlerdir.

-Hutbe

*Bayram namazı;

-Hanefi mezhebinde, Cuma namazının vücup şartlarını taşıyan kimselere vaciptir.

-Şafi ve Malikilere göre, müekked sünnettir.

-Hanbelilere göre, farzı kifayedir.

*Sevih secdesi yapılması gereken durumlar;

-Rüknün tekrarı -Takdim ve tehir -Ara verme

-Unutulan secde -Kıraat eksikliği veya fazlalığı -Secde ve rükuda hata

-Ka’dede hata -Tahiyyatı terk etmek

-Birinci oturuşta teşehhütten sonra herhangi bir şey okumak

DHBT 

ORUÇ:

*İki türlü oruç vardır, bunlar ‘muayyen farz’ ve ‘gayr-i muayyen farz’ oruçlardır.

-Muayyen farz olan oruç, ramazan orucu.

-Gayr-i muayyen farz olan oruç, kefaret orucu, zıhar, yanlışlıkla ve kaza ile adam öldürme, hacda ihramlı iken vaktinden önce tıraş olma (halk)

*Mendup olan oruçlar;

şevval orucu

-aşure günü tutulan oruç

-her ayın üç günü tutulan oruç

-Zilhicce orucu

-Davut orucu

-pazartesi-Perşembe orucu

-Şaban ayında tutulan oruç

-haram aylarda tutulan oruç

Not: Ramazan bayramının 1. Günü ve Kurban bayramının 4 günü oruç tutmak haramdır.

*Oruç tutmamayı muhah kılan mazeretler;

-Sefer -Gebelik ve çocuk emzirmek -İleri derecede açlık ve susuzluk

-Yaşlılık -Hastalık -Zor ve meşakkatli işlerde çalışmak

ZEKAT:

*Zekatın vücüp sebebiyeti zenginliktir. Zenginliğin ölçüsü sayılan miktara ve alt sınıra ‘nisabdenir.

*Beş sınıf mal zekata tabidir;

-Para (altı, gümüş vb. ) (1/40)

-Ticaret malları ( değerinden 1/40 oranında )

Toprak ürünleri (yapğmur sularıyla yetişenlerde 1/10, insan emeğiyle sulananlarda 1/20 )

Define ve madenler ( 1/5, Hanefilere göre eritilmeye elverişli olmayanlardan alınmaz )

-Hayvanlar

*Zekatın sarf yerleri Kur’an’daki sıralamasına göre (tevbe suresi) şöyledir;

-Fakirler ve miskinler

-Zekat memurları (amiller)

-Müellefe-i kulub (kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlar)

-Rikab ( köleler, boyunduruk altında olanlar)

-Borçlular

-Fi Sebilillah ( cihatta olanlar)

-İbnüssebil ( yolcular )

*Zekat verilmeyecek kimseler;

Ana, baba, eş ve çocuklar

-Müslüman olmayanlar

-Zenginler

-Hz. Peygamber’in yakınları

Fıtır Sadakası:

Şafi, Maliki ve Hanbeliler, fıtır sadakasının farz olduğunu söylemişlerdir.

Hanefiler ise, vacip olduğu görüşündedirler.

*Fıtır sadakasının vücüp şartları;

-Müslüman olmak

-Mal varlığı (zekatta olduğu gibi)

-Ehliyet

-Velayet ve bakmakla yükümlülük

-vakit

DHBT 

HAC:

Mikat, Reulullah tarafından belirlenmiş, Mekke’ye veya harem bölgesine gelenlerin ihramsız geçmemeleri gereken beş noktanın her birine verilen isimdir Bunlar;

Zülhüleyfe -Cufe -Zatüırk

-Karnülmenazil -Yelemlem

Tahallül, ihramdan çıkıp ihram yasaklarının sonra ermesidir.

*Haccın rükünleri (farzları):

-İhram

-Arafat vakfesi

-Ziyaret tavafı

*Haccın vacipleri:

Sa’y

-Müzdelife’de vakfe

-Şeytan taşlama

-Halk veya taksir, (Halk, saçların dipten traş edilmesi, Taksir, saçların uçlarından kesilip kısaltılması)

*Haccın sünnetleri:

-Kudüm tavafı (mekkeye geliş tavı)

-Hac hutbeleri

-Arife gecesini Mina’da geçirmek

-Bayram günlerinde Mina’da kalmak

-Muhassab’da bir süre dinlenmek

Yapılış Şekli Bakımından Hac Çeşitleri:

  1. İfrad Haccı; Umresiz yapılan hacdır.

  2. Temettu’ Haccı; Aynı yılın hac ayları içerisinde umreyi ayrı ihramla, haccı ayrı ihramla yapmaktır.

  3. Kıran Haccı; Aynı yılın hac ayları içerisinde umre ve haccı tek bir ihramla yapmaktır.

*Vacip Hedyler (Kurban):

Temettu’ ve kıran hedyi -Ceza hedyi

-İhsar hedyi -Nezir (adak hedyi)

Not: İhramlı iken harem bölgesinde yapılması yasak olan şeylerin yapılmasına ‘’cinayet’’ denir.

Not: Temettü’ veya kıran haccı yapanlardan, çeşitli sebeplerle temettü’ ve kıran hedyi kesme imkanı bulunmayanlar, üçü hac esnasında, yedisi hacdan sonra olmak üzere toplam on gün oruç tutarlar.

KURBAN:

*İbadet niyetiyle kurban kesme günlerinde belirlenmiş bir hayvanı Allah rızası için kesmektir. Buna

‘’udhiyye’’ denir.

*Kurban kesmek;

Ebu Hanifeye göre, vacip

İmam Şafi, İmam Malik, Ahmet b. Hanbel ve İmameyn’e göre, sünnet-i müekkededir.

İhtilafu’l-Metali, dünyanın yuvarlak oluşundan dolayı bir yerde görülen hilal başka bir yerde görülmeye bilir. Yani ayın doğuş yer ve vakitlerinin değişmesine denir.

Not(2): Diğer ders notları için bu linke tıklayarak ulaşabiliriz. https://diyanetbilgi.com/dhbt-1/

Bu ders notları hiçbir şekilde kopyalanıp paylaşılamaz telif hakları diyanetbilgi.com web sitesine aittir.

Yorum Yap

Yorum Yap