1. Ana Sayfa
  2. Diğer
  3. Biz’e ne yaptınız?

Biz’e ne yaptınız?


Bir ülke vardı; hemşireler kapı kapı gezip mamanın faydalarını, çocukları daha zeki yaptığını anlattılar, anne sütünün ise zararlarını.
Ve anneler durumu olmasa dahi o pahalı mamaları alıp çocuklarına yedirdiler ne de olsa devletin kapısına gönderdiği “okumuş” insandan daha iyi bilecek degillerdi ya “cahil” halleriyle.

Bir ülke vardı; köylerinde mis gibi yonca yiyip yağlı yağlı süt veren ineklerin sütünü bıraktırıp, okul sıralarındaki köylü çocuklara hayırsever ABD süt tozunu suyla karıştırıp dağıttılar lıkır lıkır içirdiler. Ne de olsa öğretmeni veriyordu ondan daha iyi bilecek değillerdi ya.

Bir ülke vardı; tereyağ, yumurta, sakatat kolestrolü fırlatıyor aman yemeyin ölürsünüz! diye korkuttular. İnsanlar ağızlarına sürmedi korkularından. Sonra ne mi oldu “Ayyy pardon o bilgi yanlışmış yiyin gari” dediler. Zavallı halk kooosskocaa profesörlerden daha iyi bilecek değillerdi ya.

Bir ülke vardı; günlerden birgün kuş gribi geldi bu ülkeye medya nasıl panik! Beyaz astronot gibi giyimli bilgili adamlar tavukların ayaklarından çuvala tıkıp tıkıp imha ettiler. Halk nasıl panik! Köylü bacım canım yerli ırk tavukları imha ettirdi, gitti reklamı yapılan virüssüz banvit tavuk, yumurta aldı afiyetle yedi. Ne de olsa koskoca gazeteci reklamında onu tavsiye etmiş fabrikasını gezdirmiş garanti vermişti. Kooskoocaa gazeteciden daha iyi bilecek değildi ya.

Bir ülke vardı; dağı bayırı güzelim zeytin ağaçlarıyla dolu ne mi oldu? aaa zeytinyağı yanınca kanserojen yapıyormuş tüh nolacak şimdi. Ayçiçek yağının faydalarını nasıl yiyince uçtuğunu anlatan medyayı izleyen bacım ürettiği zeytinyağını satıp gitti ayçiçeğimsi yağa benzeyen ürün aldı. Ne de olsa TV ondan daha iyi bilirdi.

Bir ülke vardı; kadın doğum uzmanımsıları başladı söze.. Normal doğumun çarşaf çarşaf risklerini anlatmaya. Eee napalım doğurmayalım mı? yok yok şöyle yapalım sana gün saat vereyim bavulunu, tacını, rujunu, tüllü terliğini sakın unutma ama. Sen o saate gel 15 dk sürmez prensesss doğum yaptırırız sana. Koooskocaa doktordan daha iyi bilecek değillerdi ya.

Bir ülke vardı; Dünyayı dolaşan covid diye bir virüs burayıda ziyarete geldi. Medyadan yönetilen halk geçmiş tv başına profun biri birgün maskeyi tak diyormuş halk takıyor. Öbürü çıkart diyormuş hoopp çıkarıyorlarmış. Papağan gibi koooskoca proflar çıkıp maske-mesafe-hijyen diyormuş. Ezberlemiş herkes yolda, iş de heryerde marş gibi söylüyorlarmış. Yıllarca okumuş mürekkep yutan prof canlı yayında el nasıl sabunlanır burun içi nasıl yıkanır diye 5 vakit abdest ve namaz emredilmiş, temizlik imanın yarısıdır diyen müslüman! halka günlerce bunu anlatmış. Millette ağzı açık dinliyormuş. Biri de demiyormuş ki bağışıklık sistemi nasıl kuvvetlenir diye. İlginçtir ki bu virüs en çok camide, cenazede geziyormuş sahilin yolunu bilmiyormuş. Hele dizi setleri ve hastır shef programının yolunu hiç bilmiyormuş. Halk yürüyen çelişkiye dönmüş. Sanki ölüm, hastalık ilk defa yeryüzüne indi. Güzel olan birşey kanser, otizm, kalp yetmezliği gibi bütün hastalıklar silinmiş yer yüzünden. Daha düne kadar korktukları deprem gerçeğini unutmuşlar mesala. Eeee yani gos goca medyadan daha iyi bilecekler değil ya.

Bir ülke vardı; Kuran’ın ilk emri OKU!
Marşının ilk kıtası KORKMA! diye başlardı.
Çalışkan, akıl feraseti açık, fıtratı bozulmamış, ilim irfan sahibi Anadolu Kadınları vardı. Diploması yoktu duvarda ama kuranı asılıydı ilmihali vardı. Ama öyle süs olsun falan diye değil. Hisleri kuvvetliydi iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı ayırt edebilirdi. Ne yediğini, yedirdiğini sorgulardı. Bir iş tutarken el benim elim değil Fatıma Anamın eli olsun der besmeleyle başlardı. Çok güçlüydü dimdikti Anadolu Kadını. Bu kadına yarenlik eden erkekte ADAM dı. Gören çekinir kendine çeki düzen verirdi. Evinin rızkını temin edip emanetlerini her türlü fitneden korurdu. Öyle parfümdü , kremdi zinhar sürmez akla dahi gelmezdi. Bağrinin kılını falan lazerle yaktirmazdı. Çocuğunun, karısının oyuncağı olmazdı. Öyle bir beleş araba için kendi ekrana atıp olmayan şaklabanlıkları yapmazdı. Ne mi oldu bunlara yukarda saydıklarımı yiye yiye, içe içe fıtrat yok oldu. Epifiz bezi diye birşey kalmadı. His yok oldu.Ar damarı çatlayalı yıllar yıllar oldu. Bunları görüp uyaranlara “cahil ordusu” “bağnaz” “geri kafalı” oldular. Devlet-i Alayı beğenmiyon mu bakim sen dediler. Hoş bugünde aynı lafları işitmek bu işin şanından oldu.

Yağmur Mirzayeva kardeşim seni Allah için çok seviyorum. Rabbim kalemine kuvvet versin. İlmini arttırsın. Bu yolda önüne taş koyanlar o taşa takılsın. Hepimize akıl feraseti versin. Ahir zaman ümmetleri olan bizleri hannaslardan, deccalin tuzaklarından, feraseti bağlanmış aklının yularını şeytana verenlerin şerrinden korusun.

Yani diyeceğim o ki buraya kadar okuyan kardeşim ilkönce İkra emrinin hakkını verdiğin için teşekkür ederim. Bu yazdıklarımın herbirine ya şahit oldum ya bizzat kendim yaşadım ya da atalarımdan dinledim. Sizde sorun aralarınıza anlatacaklardır. Diplomalari yok diye onları cahil bellemeyin. Hiçbiri masal değil bunların acı çok acı gerçekler.

İlknur Eser Şahin

Yorum Yap

Yorum Yap